![]() |
| Yeni yıla girerken bendeniz... |
YAZIYA GEÇ KALMAK
Aslında bu yazıyı
geçtiğimiz yılın son gününde yazmam gerekirdi, bu yüzden geç kalınmış bir yazı
demek daha uygun olacak!
Geçtiğimiz yıl, yazı hiç
geç kalmadı; geç kalan bendim… özellikle yılın son aylarında biraz tembelliğe
vurdum işi… Kimin umurundaysa artık!..
Sağlık nedeniyle bir ara
versem de baktığım zaman sosyal medyada ve blog sayfamda 159 makale
yayımlamışım. Bu beni çok şaşırttı; çünkü bir önceki yıla göre artış göstermiş
yazılarım. (Bu arada blog sayfamda takipçi sayısı sadece 6, yazıyla da altı…
Youtube kanalımdaysa baya iyi durumdayım(!) abone sayım 60’a yazıyla da altmışa
ulaştı… Takılmıyorum desem de inanmayın baya bir takılıyorum haberiniz olsun!..
Uzun yıllardan sonra merhum
babam Mazhar Sakman’ın vefatının üzerinden 30 yıl geçmesinden sonra ses kayıtlarının kaybolacağı endişesi taşıyarak yayımlamaya başladım. Kayıtların yayımı bittiği
zaman bu benim belki de yaptığım en iyi iş olacak.
Yine hatıraların arasında
dolanırken aslında anlattığım bir şehrin yaşam biçimiydi; her ne kadar
şimdilerde bu yadırganıyorsa da bizim gibi zamana kafa atmaya çalışanların bir
zamanlar yaşamlarıydı. Belki de gençlere garip gelen; hızlı yaşamın temposu
içinde insanların nasıl mutlu ve toplumsal barış ve hoşgörü içinde yaşadıklarıydı.
Bizler bunu başarmıştık; ta ki siyasiler musallat olana kadar…
Zamlar geçtiğimiz yıl hiç
peşimizi bırakmadı doğal olarak(!) bu yılda da temposunu artırmasını bekliyoruz!..
Siyasetin gerginliği halka
da yansımaya başladı; bunu, haberlerde görüp endişeyle izliyoruz. Ahlaki çöküntü
ise zirvelerde dolanırken yeni yılda da yeni zirveleri zorlayacağını şimdiden
söylemek kehanet değil…
Uzun süre siyasetten uzak
yazmaya çalıştım “büyük cami, imam meselesi…” kimse bildiğinden şaşmıyor;
üstelik herkes her şeyi öylesine biliyor ki yani Einstein gelse bizim yanımızda
vallahi cahil kalır, adam strese girer!..
Önyargılar, baştan kabullenişler,
öğrenilmiş cehalet sonra pudra şekeri mevzularına eklenen boğazdaki yalılarda
ortaya çıkan cümbüşlü(!) geceler (siz anladınız) …
Ben muhafazakâr biri
değilim ama gördüklerim, duyduklarım vallahi beni çoktan kat be kat aşar…
Sağlığım, çok şükür
düzeldi, 2026 yılında bomba gibiyim. (Tabii bu patlayacağım anlamına gelmez.)
Yeni yazılara, yeni araştırmalara, daha da önemlisi yeni düşüncelere açığım.
Hayatımın hiçbir döneminde
“tamam, benim yolum bu” demedim, hep yeni yollar aradım, bulduğum zaman da
hemen döndüm. Malum Mevlâna torunuyuz döneriz(!).
Tek kırmızı çizgim vardır
o da Atatürk ilke ve inkılaplarıdır.
Bize bu vatanı emanet eden
Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarına, Cumhuriyetin kurucu kadrolarına laf
ettirmem. Bu yüzden hatırını yıktıklarım varsa iyi ki ki yapmışım diyorum asla
pişman olmam… Çünkü Cumhuriyetin nimetlerinden faydalanıp özgür yaşıyorsak, o
insanlara minnet borcumuz hiçbir zaman tükenmeyecektir, bu gerçeği, üzerinden
yüz yılı aşkın süre geçmesine rağmen hâlâ öğrenememişler için yapacağım pek
başka bir şey yoktur. Her türlü etnik ve dinsel ayrımcılığa asla pirim vermem.
Türk vatanı bir bütündür…
Bunun dışında şahsi (olduğunu
çok sanmıyorum ama yine de) konulardan dolayı eğer kırdıklarım varsa onlardan
özür dilemek borcumdur.
Bu yıl “Türkü Hazinesi Mazhar
Sakman” ismiyle bir kitabım yayımlandı. Konya Büyükşehir Belediyesi yayımları
arasında e-kitap formatında çıkan kitabı, Belediyenin internet sitesinden
indirmeniz mümkün. Bir başka kuruma teklif ettiğim kitap ise önce olumlu bulunmasına
rağmen sonra (sanırım istediğim 50 bin lira telif ücreti nedeniyle) başka gerekçeler
öne sürülerek reddedildi, oysa şehrimizde bu konuda yapılmış ikinci bir çalışma
yoktu. Bir yemeğe milyon paralar ödeyen
kurumların telif ücretine yaklaşımları şaşırtıcı olsa da beni yanıltmadı.
Yazarken harcadığınız zaman ve bilgi birikiminiz hep göz ardı edilir nedense;
çünkü yazarlar “taş kökü” yiyerek geçinebilirler(!) … Bu konuda Konya
Büyükşehir Belediyesi yayımladığı kitapların telif ücretini ödeyerek öncülük
yapıyor.
Bu yılda da yine bildiğiniz
Tahir Sakman olarak yazmaya çalışacağım. Sanırım hayatımda yaptığım en iyi iş
bu… bir gün, yazdıklarımın geleceğin araştırmacılarına kaynak olacağını
bilmenin huzuru bana yetiyor.
“Olgunun halinden anlar mı
ham
Sözü kısa kesmek gerektir
vesselam”
diyor Hz. Pir… Onun sözünün
üstüne söz söylemek ne haddimize:
Sağlıklı yıllarınız olsun…
TAHİR SAKMAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.