YENİ UMUTLARIN BAŞLANGICIDIR YILBAŞI

YENİ
UMUTLARIN BAŞLANGICIDIR YILBAŞI
Çocukluğumun
en renkli anıları arasında yılbaşları önemli bir yer tutar…
Bunların
arasında da kartpostalcıların ayrı bir yeri vardır. Yılbaşından 15 gün önce
Kayalı Park’ta bulunan PTT binasının ön tarafına açılan sergide binlerce
kartpostal arasından büyüklerinize yazacağınız yeni yıl tebrik mesajlarınız
için seçim yapmakta oldukça zorlanırdınız.
Babamın
dükkânına yakın olması nedeniyle saatlerimi bu kartpostalcıların sergisi önünde
geçirirdim. Rengârenk bir dünyanın ortasında kendimi hayallere kaptırırdım;
bazen simli kar manzaralı kartlarla Kül Kedisi Sinderella’nın büyülü dünyasının
kapılarını aralar bazen de kırmızı şapkalı kızın peşindeki kurdun önünü kesmeye
çalışırdım. Kurbağa Prens’in hayalini kurar onu kurtarmanın yollarını arardım.
Konya
manzaralı, Mevlâna’yı simgeleyen kartlar, müzikli kartlar, üç boyutlu;
açtığınız zaman içinden masal kahramanlarının çıktığı kartlar da vardı ama
onlar çok ilgimi çekmezdi. Benim için varsa yoksa; o simli, kar manzaraları
eşliğinde efsunlu bir dünyanın kapılarını araladığım kartlardı.
15
gün önce kartlarımızı özenle seçerek ne yazacağımızı önce boş kağıtlara yazarak,
yüksek sesle okuyarak, beğenmediğimiz zaman silerek defalarca yeniden yazardık.
Şimdiki gibi telefondan bir mesaj yazıp herkese aynı kutlamaları göndermezdik…
PTT ücreti ucuz olsun diye de zarfın
ağzını yapıştırmazdık…
Sonra
bir hızlı bir yaşam döngüsüne girdik… Acelemiz vardı, sabit telefonlar
yaygınlaşınca bir telefon ettik mi tamamdı… O nazik, naif, ince ince
düşünülerek yazılmış cümleler yerini sözlü belki de bazen kuru ifadelere bıraktı...
ama hiçbir zaman günümüzdeki gibi telefon rehberimizdeki yüzlerce insana aynı
mesajı gönderecek kadar duygusuzlaşmamıştı, basitleşmemişti…
Babam
her yılbaşı evde olmazdı, nereye gittiğini yıllar sonra çözecektim… Oturakların
rüzgârına kapılmıştı… Bir yılbaşı gecesi annemle Şahin Sineması’ndaki konsere
gitmiştik. Neşet Ertaş konseriydi bu. Ne kadar şanslıymışım ki o yaşlarda büyük
bir ustayı dinleme fırsatım olmuştu. Sahneye küçük bir adam çıktı ki elindeki
sazın boyu adamı geçiyordu. Sazın tellerinde gezindiği zaman yangınlar çıkıyor,
şimşekler çakıyordu. İsminin yeni duyulduğu yıllardı.
Sonra
televizyonlar çıkınca her yılbaşı dansöz çıksın mı çıkmasın mı tartışmaları
yaşanırdı… Ama hiç sekmez en sonunda yeni yıla girerken birkaç dakika Nesrin
Topkapı çıkardı. Şimdi bu tartışmalar yapılmıyor çünkü dansözler artık
hayatımızın her an içinde!..
Bir
de Orhan Gencebay çıkardı bir veya iki şarkıyla ortalığı yıkar geçerdi…
Şehrin
eğlence mekânları bir hayli dolu olurdu. Konyalı yeni yılı bir şekilde kutlardı,
bizler genelde PTT takılırdık… Portakal, mandalina yer kestane patlatırdık, bir
de tombala oynardık… Bilet alanımız varsa… hayallerimiz yeni yıla saklanırdı…
Şimdi
kestane patlatamazsınız, kilosu 300 olmuş ayrıca sobanız da yok… Ama tombala
bir şekilde devam ediyor…
Ama
bu tombala nedense bizlere çıkmıyor; belki 1. veya 2. çinko… o bile artık
hayallerimizi süsleyemiyor…
Tombala
torbasına dönen hayatımızın akışında yaşayarak gördüğümüz şeyler yine de umutlarımızı
eksiltemedi; tombala bir gün bize çıkacak, tombalayı çeken el…
Bizim
yılbaşlarımızı sevgi süslerdi; kardeşlik süslerdi… Kin nedir bilmezdik, kimseyi
yaşantısından dolayı kınamaya kalkmadığımız gibi değiştirmeye de kalkmazdık.
Yeni
yıl, yeni umutlarımızın başlangıcıdır ve bize yakışan sevgiyle, hoşgörüyle
mutlu yıllar dilemektir:
Yeni
yılın tüm insanlığa sevgi ve barış getirmesini, tüm insanların; zenginliklerin kardeşçe
paylaşıldığı ve refah içinde yaşandığı bir dünyada sağlıklı ve mutlu yaşamasını
seçiyorum ve bu seçimimi kalbimle onaylıyor, sevgimle destekliyorum.
Görünen
görünmeyen, büyük küçük, canlı cansız tüm varlıkları sevgiyle selamlıyorum. Ruhlarının
önünde saygıyla eğiliyorum. Kalbimdeki sevgileri onlarla paylaşıyorum. Herkes
mutlu olsun!
TAHİR
SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.