GAZETECİ

GAZETECİ
80’li yıllardan itibaren Konya basınının içindeyim…
Şiirle başlayan bir dostluktu bizimki… Merhum İbrahim
Sur ağabeyimizin sınırsız destekleriyle araştırma inceleme yazılarım daha sonra
günlük köşe yazılarına dönüştü… Uzun yıllar haftanın beş günü köşe yazdım.
Hafta sonları ise gezip dolaştığımız dağların yazılarını kaleme aldım. Şehrimizdeki
gazetecilerin en önemli isimlerinden Rıdvan Bülbül ağabeyimizle köşe komşusu
olarak onurlandım. Bu arada da belediyelerin basın toplantılarını takip etmeyi
hiç ihmal etmedim…
Özellikle, Yeni Meram gazetesi benim için üslubumu
geliştirdiğim yer olması nedeniyle benim için bir yazın okulu olmuştur. İbrahim
Sur’un yanı sıra merhum Yalçın Bahçıvan’a da teşekkür etmeliyim; çünkü o dönemde
gazeteler, gazete gibi çıkıyordu oldukça etkinlikleri vardı…
Şiir köşeleri en çok okunan yerleriydi gazetelerin…
Yeni Meram gazetesinin şiir köşesini Recep Hüner yönetiyordu sonra radyocu
oldu… Şiirimizin yayımlandığı günler, 5-10 gazete almak boynumuza bir borç
gibiydi… O dönemlerde Kemal Soylu, genç yaşına rağmen gerçekten gazetecilik
yapan önemli bir isimdi ki şimdi hâlâ öyledir. Sevgili Murat Dönmez de o
dönemlerde tanıdığım gazetecilerdendi…
Muhtar Bedir abimiz vardı bir de… Doğuştan kulağı
duymazdı, dolayısıyla konuşamazdı ama (çok enteresan) konserleri takip eder,
yazılar yazardı, rahmet olsun…
Yeni Meram, Yeni Gazete, Konya Postası, Yeni Konya,
Anadolu Manşet gibi etkin gazetelerde yıllarca yazdım. Anadolu Manşet
gazetesinde genel yayın koordinatörlüğü yaptım ki inanılmaz keyif aldığım bir
dönemdi. Merhum Sabri Altun gazeteyi bana emanet etmişti. Tam yetkiliydim.
Genel yayın yönetmenliği, yazı işleri müdürlüğü teklif etti ama ben mütevazı
olmasını istedim ve genel yayın koordinatörü olarak devam ettim. Unvanın benim
için bir önemi yoktu; önemli olan yaptığım işti…
Elimden fotoğraf makinesi hiç düşmedi. Hazır bültenlere
hiç itibar etmedim, yeri geldi bir günde, 5-6 basın toplantısını
haberleştirdim. Günün 24 saati çalıştım.
Gazetecilik; dünyanın en zor mesleklerinden bir
tanesidir. Dostunuz asla olmaz; yaptığınız haberler bugün dünyanın en iyi
haberi bile olsa yarın yeni bir haber yapmak zorundasınızdır. Bugün dünyanın en
iyi gazetecisi olsanız yarın yine sıfırdan başlarsınız. Eğer bu heyecan ve gözü
peklik içinizde yoksa asla yapamazsınız…Bu aynı zamanda bir bakış meselesidir; herkes
bakar ama gazeteci haberi görür, eleştirel bir gözünüz yoksa yapamazsınız.
Gazetecilik bir anlamda da muhalif olmak demektir. Gazetecilik
tarafsızlık değildir; halkın yanında, iyinin, doğrunun, dürüstlüğün yanında
taraf olmak, onların haklarını savunmaktır.
50 yıla yakın zaman diliminde çok şey yazdım… Yaptığım
haberleri tabii ki beğenmeyenler oldu ki bunlar benim meslekteki
nişanelerimdir…
“Başka haber bulamadın mı?” Haberin dokunduğu
insanların ilk cümlesiydi… İsimlerini de asla vermezler ama telefonda veryansın
etmeyi bilirler sadece… Yalan haber hiç yapmadım ama “her doğruyu söylemek
doğru değildir” sözünü çok yaşadım….
Yalakalık da yapmadım… Bilakis yeri geldi çok sert
yazılar yazdım… O dönemler başkaydı…
2000 yılıydı… “Basın özendirme” yarışmasında,
haber-röportaj dalında yılın en iyisi seçilmiştim…
O yıllarda Türbe Caddesi’ndeki saatçi dükkânım, şehirdeki
kültür adamlarının, gazetecilerin buluşma noktası gibiydi. Şairler, yazarlar,
araştırmacılar, akademisyenler hafta sonları mutlaka uğrarlardı… Merhum Yalçın
Dikilitaş da bendenize destek veren önemli gazetecilerden bir tanesiydi, rahmet
olsun… Yine merhum Seyit Küçükbezirci ağabeyimin bendeki yeri çok başkaydı… Onunla
ortak noktalarımız oldukça fazlaydı. Bana, köşe yazılarımdaki dobralığım
nedeniyle “Deli Tahir” derdi… Bir de "komünist Tahir" diyenler varmış
o dönemlerde ama ben bunu uzun yıllar sonra öğrenecektim... Meğerse
komünistmişim ama benim haberim yoktu!
Uğur Özteke’nin, Konya Gazeteciler Cemiyeti başkanı
olduğu dönemlerde cemiyete üyeydim… Sonra çıkarılmışım, nedenini bir türlü
öğrenemedim… Basın Konseyi kuruldu, ona üye olmuştum o da kendini feshetti…
Bunca emeğe ve kendimi kanıtlamama rağmen asla “ben
gazeteciyim” demedim. Çekirdekten yetişen gerçek gazeteci insanlara saygısızlık
olarak gördüm belki ama matbaa kokusunu tatmamış, haber yetiştirmenin ne
olduğunu bilmeyen de gazeteciyim diye gezmesin… Hazır basın bültenlerini alıp
veyahut ajansların haberlerine takla attırıp yazmak gazetecilik değildir.
Gazeteci; hiç kimsenin karşısında eğilmez, düğme iliklemez…
Benim için önemli olan ürettiklerimdi… İnsanlar
ürettikleriyle konuşmalılar…
Şimdi bakıyorum herkes gazeteci…
Konya Büyükşehir Belediyesi zaman zaman özellikle
kültürel konulardaki basın toplantılarına telefonla arayarak davet ediyor.
Hatırlanmak tabii ki güzel… Dünkü toplantıya katılmayı çok istememe rağmen
yoğun diş ağrısı nedeniyle katılamadım ama basın bültenini okuyup değerlendirme
yapmayı düşünüyorum.
Gazeteci kimsenin dostu değildir… O, kamuoyu adına
hesap soran insandır, kamuoyu oluşturan insandır… Basın, 4. kuvvettir…
Tetikçilik yapmak da gazetecilik değildir… Herkesle
aranız iyiyse… bir daha düşünün derim…
TAHİR SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.