YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

22 Ocak, 2026

GAZETECİ


 

GAZETECİ

 
80’li yıllardan itibaren Konya basınının içindeyim…
 
Şiirle başlayan bir dostluktu bizimki… Merhum İbrahim Sur ağabeyimizin sınırsız destekleriyle araştırma inceleme yazılarım daha sonra günlük köşe yazılarına dönüştü… Uzun yıllar haftanın beş günü köşe yazdım. Hafta sonları ise gezip dolaştığımız dağların yazılarını kaleme aldım. Şehrimizdeki gazetecilerin en önemli isimlerinden Rıdvan Bülbül ağabeyimizle köşe komşusu olarak onurlandım. Bu arada da belediyelerin basın toplantılarını takip etmeyi hiç ihmal etmedim…
 
Özellikle, Yeni Meram gazetesi benim için üslubumu geliştirdiğim yer olması nedeniyle benim için bir yazın okulu olmuştur. İbrahim Sur’un yanı sıra merhum Yalçın Bahçıvan’a da teşekkür etmeliyim; çünkü o dönemde gazeteler, gazete gibi çıkıyordu oldukça etkinlikleri vardı…
 
Şiir köşeleri en çok okunan yerleriydi gazetelerin… Yeni Meram gazetesinin şiir köşesini Recep Hüner yönetiyordu sonra radyocu oldu… Şiirimizin yayımlandığı günler, 5-10 gazete almak boynumuza bir borç gibiydi… O dönemlerde Kemal Soylu, genç yaşına rağmen gerçekten gazetecilik yapan önemli bir isimdi ki şimdi hâlâ öyledir. Sevgili Murat Dönmez de o dönemlerde tanıdığım gazetecilerdendi…
 
Muhtar Bedir abimiz vardı bir de… Doğuştan kulağı duymazdı, dolayısıyla konuşamazdı ama (çok enteresan) konserleri takip eder, yazılar yazardı, rahmet olsun…





 
Yeni Meram, Yeni Gazete, Konya Postası, Yeni Konya, Anadolu Manşet gibi etkin gazetelerde yıllarca yazdım. Anadolu Manşet gazetesinde genel yayın koordinatörlüğü yaptım ki inanılmaz keyif aldığım bir dönemdi. Merhum Sabri Altun gazeteyi bana emanet etmişti. Tam yetkiliydim. Genel yayın yönetmenliği, yazı işleri müdürlüğü teklif etti ama ben mütevazı olmasını istedim ve genel yayın koordinatörü olarak devam ettim. Unvanın benim için bir önemi yoktu; önemli olan yaptığım işti…
 
Elimden fotoğraf makinesi hiç düşmedi. Hazır bültenlere hiç itibar etmedim, yeri geldi bir günde, 5-6 basın toplantısını haberleştirdim. Günün 24 saati çalıştım.
 
Gazetecilik; dünyanın en zor mesleklerinden bir tanesidir. Dostunuz asla olmaz; yaptığınız haberler bugün dünyanın en iyi haberi bile olsa yarın yeni bir haber yapmak zorundasınızdır. Bugün dünyanın en iyi gazetecisi olsanız yarın yine sıfırdan başlarsınız. Eğer bu heyecan ve gözü peklik içinizde yoksa asla yapamazsınız…Bu aynı zamanda bir bakış meselesidir; herkes bakar ama gazeteci haberi görür, eleştirel bir gözünüz yoksa yapamazsınız.
 
Gazetecilik bir anlamda da muhalif olmak demektir. Gazetecilik tarafsızlık değildir; halkın yanında, iyinin, doğrunun, dürüstlüğün yanında taraf olmak, onların haklarını savunmaktır.
 
50 yıla yakın zaman diliminde çok şey yazdım… Yaptığım haberleri tabii ki beğenmeyenler oldu ki bunlar benim meslekteki nişanelerimdir…
 
“Başka haber bulamadın mı?” Haberin dokunduğu insanların ilk cümlesiydi… İsimlerini de asla vermezler ama telefonda veryansın etmeyi bilirler sadece… Yalan haber hiç yapmadım ama “her doğruyu söylemek doğru değildir” sözünü çok yaşadım….
 
Yalakalık da yapmadım… Bilakis yeri geldi çok sert yazılar yazdım… O dönemler başkaydı…
 
2000 yılıydı… “Basın özendirme” yarışmasında, haber-röportaj dalında yılın en iyisi seçilmiştim…
 
O yıllarda Türbe Caddesi’ndeki saatçi dükkânım, şehirdeki kültür adamlarının, gazetecilerin buluşma noktası gibiydi. Şairler, yazarlar, araştırmacılar, akademisyenler hafta sonları mutlaka uğrarlardı… Merhum Yalçın Dikilitaş da bendenize destek veren önemli gazetecilerden bir tanesiydi, rahmet olsun… Yine merhum Seyit Küçükbezirci ağabeyimin bendeki yeri çok başkaydı… Onunla ortak noktalarımız oldukça fazlaydı. Bana, köşe yazılarımdaki dobralığım nedeniyle “Deli Tahir” derdi… Bir de "komünist Tahir" diyenler varmış o dönemlerde ama ben bunu uzun yıllar sonra öğrenecektim... Meğerse komünistmişim ama benim haberim yoktu!
 
Uğur Özteke’nin, Konya Gazeteciler Cemiyeti başkanı olduğu dönemlerde cemiyete üyeydim… Sonra çıkarılmışım, nedenini bir türlü öğrenemedim… Basın Konseyi kuruldu, ona üye olmuştum o da kendini feshetti…
 
Bunca emeğe ve kendimi kanıtlamama rağmen asla “ben gazeteciyim” demedim. Çekirdekten yetişen gerçek gazeteci insanlara saygısızlık olarak gördüm belki ama matbaa kokusunu tatmamış, haber yetiştirmenin ne olduğunu bilmeyen de gazeteciyim diye gezmesin… Hazır basın bültenlerini alıp veyahut ajansların haberlerine takla attırıp yazmak gazetecilik değildir. Gazeteci; hiç kimsenin karşısında eğilmez, düğme iliklemez…
 
Benim için önemli olan ürettiklerimdi… İnsanlar ürettikleriyle konuşmalılar…
 
Şimdi bakıyorum herkes gazeteci…
 
Konya Büyükşehir Belediyesi zaman zaman özellikle kültürel konulardaki basın toplantılarına telefonla arayarak davet ediyor. Hatırlanmak tabii ki güzel… Dünkü toplantıya katılmayı çok istememe rağmen yoğun diş ağrısı nedeniyle katılamadım ama basın bültenini okuyup değerlendirme yapmayı düşünüyorum.
 
Gazeteci kimsenin dostu değildir… O, kamuoyu adına hesap soran insandır, kamuoyu oluşturan insandır… Basın, 4. kuvvettir…
 
Tetikçilik yapmak da gazetecilik değildir… Herkesle aranız iyiyse… bir daha düşünün derim…
 
TAHİR SAKMAN
 
 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.