TÜRKÜ SÖYLEMEYİ HAK ETMELİ İNSAN
TÜRKÜ SÖYLEMEYİ HAK ETMELİ
İNSAN
Hani zaman zaman dilimize
takılan türküler olur; bazen istemsiz bir şekilde bazen de yüreğimizden kopan bir
sesle söylemeye çalışırız…
O türküleri sizlerden önce
yüreklerinde hisseden ve yıllarını o türküleri çalıp söylemek için harcayan
insanlar vardır. O insanlar ki kendilerini türkülerin yanık ezgileri içerisine
saklarlar. Söyledikleri türküler aslında kendilerinin yaşam biçimidir. Onlar
türkülerle ölümsüzlük kapısını aralamış insanlardır.
Geçmişten günümüze
lütfedilen bir altın zincir gibi olan bu ustalar, altın halkaların bitmemesi
için çabalarlar; el verirler el alırlar, yeni kuşaklara dünün seslerini
yansıtırken o heyecanı içlerinde hissetmemeleri mümkün mü?
Bu insanlardan bir tanesi
de… sizler tanıyorsunuz zaten Nuri Cennet ağabeyimizdir… O ilerlemiş yaşına
rağmen türkülerimizi yanık ve gür sesiyle tıpkı ustalarından el aldığı gibi,
onlardan öğrendiği gibi hâlâ okuyor…
84 yaşına merdiven
dayamasına rağmen hâlâ o, kırk yılı aşkın bir süredir tanıdığım Cennet abi;
aynı özü sözü tok, tabiri caizse taşı gediğine koyan, söyleyeceğini kısa yoldan
söyleyiveren…
Ah Cennet abi, senin gibi
insanların, senin gibi Konyalıların nesli çoktan tükenmek üzere…
Bana, yüreğinden çığ gibi düşen, Hakk aşkıyla yanan yüreğinden kopup gelen duygularla kaleme aldığı iki tane şiirini emanet etti, onları da önümüzdeki günlerde yayımlayacağım.
Dün Cennet abiyle biraz
sohbet ettik, tabii ki türküler, Konya türküleri üzerine… Birlikte üzüldük,
Konya türkülerini Konya ağzı yerine, Abdal ağzıyla veya “Angara” ağzıyla,
Kırşehir ağzıyla okumaya yeltenenleri duymanın verdiği hüzünle… Öz be öz bir
Konya türküsü olan İnce Çayır’ı bile “Angara’nın tren yolu” diye okumaya
çalışanlara hayıflandık…
Oysa türkülerimizin
hafızaları hâlâ aramızda varken, bunca imkâna rağmen bir Konya diskografisi
yapamamanın ayıbı mı desem yoksa bilinçli ihmali mi? Karar sizin… Hepimizin bu
konuda yapabileceğimiz çok şey varken… Hepimiz kabahatliyiz…
Sonra kalktık bir başka
ustanın ziyaretine gittik. Muammer Ezder ağabeyimiz 94 yaşında dev bir çınar… Konya
divan sazının önemli ustası Mazhar Sakman’ın yanında en çok çalanlardan… Yıllar
önce kendisiyle, 2013 yılında, Anadolu Manşet gazetesinde çalıştığım dönemde “Güneşi
doğdurduğumuz zamanlar” başlıklı bir söyleşi yapmıştım ayrıca birçok oturakta
sazını dinleme fırsatım olmuştu…
Tertemiz bir can… Konya
oturaklarının işret ortamlarında asla içki içmemiş… hatta sigara içmemiş, bunu
muhterem eşi Ayten Hanım ki o da 87 yaşında, doğruluyor “tertemiz bir insan”
diyor…
Ayten Hanım, Ankara’dan
Konya’ya gelin geldiğinde 16 yaşında olduğunu söylüyor. Dile kolay 71 yıldır
müzisyen bir eşin yanında bir ömür, mutlu… Ayten Hanım, çok hareketli, cevval
oldukça güler yüzlü, hayat dolu…
İki müzisyen bir araya
gelince… Cennet abi zaten bahane arıyor ve yanık sesiyle önce türkü sonra ilahi
okuyor ve bana da kaydetmek kalıyor…
Konyalılara da kendi
değerlerine sahip çıkmamanın aslında ecdadımızın sesine sahip çıkmamak
olduğunun bile farkında olmayarak yaşamak kalıyor…
Dilindeki o türküyü söylemeye
ne kadar hakkı varsa…
Fotoğraflar, Tahir Sakman
Koleksiyonu:
1-Soldan sağa; Tahir
Sakman, Muharrem Ezder, Nuri Cennet
2-Video; Nuri Cennet Konya
Methiyesi.
3-Muharrem Ezder muhterem
eşi Ayten Hanım’la.
4-Nuri Cennet, Muharrem
Ezder ve eşi Ayten Hanım.
5-Video; Nuri Cennet Fırın
üstünde fırın
6-199 yılından bir hatıra,
soldan sağa; Abdullah Baldan, Ali Korkal, Nuri Cennet, Tahir Sakman, Prof. Ali
Osman Öztürk. Ön sırada; Muharrem Ezder, Yasin Bağcı.
7-Nuri Cennet
8- Yaklaşık 1965’li
yıllarda Konya Kitaplık Salonunda yapılan bir Konya Gecesi’nden hatıra. Soldan
sağa ayaktakiler: Tataroğlu Mehmet Gülgen (Keman), Rahmi Konak (Ritim),
Muharrem Ezder (Divan Saz). Oturanlar: Tepeköylü Mevlüt Belgen (Kanun), Mustafa
Kazanova (Ut)
TAHİR SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.