YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

07 Ocak, 2026

TÜRKÜ SÖYLEMEYİ HAK ETMELİ İNSAN


TÜRKÜ SÖYLEMEYİ HAK ETMELİ İNSAN
 
 
Hani zaman zaman dilimize takılan türküler olur; bazen istemsiz bir şekilde bazen de yüreğimizden kopan bir sesle söylemeye çalışırız…
 
O türküleri sizlerden önce yüreklerinde hisseden ve yıllarını o türküleri çalıp söylemek için harcayan insanlar vardır. O insanlar ki kendilerini türkülerin yanık ezgileri içerisine saklarlar. Söyledikleri türküler aslında kendilerinin yaşam biçimidir. Onlar türkülerle ölümsüzlük kapısını aralamış insanlardır.



 
Geçmişten günümüze lütfedilen bir altın zincir gibi olan bu ustalar, altın halkaların bitmemesi için çabalarlar; el verirler el alırlar, yeni kuşaklara dünün seslerini yansıtırken o heyecanı içlerinde hissetmemeleri mümkün mü?
 
Bu insanlardan bir tanesi de… sizler tanıyorsunuz zaten Nuri Cennet ağabeyimizdir… O ilerlemiş yaşına rağmen türkülerimizi yanık ve gür sesiyle tıpkı ustalarından el aldığı gibi, onlardan öğrendiği gibi hâlâ okuyor…




 
84 yaşına merdiven dayamasına rağmen hâlâ o, kırk yılı aşkın bir süredir tanıdığım Cennet abi; aynı özü sözü tok, tabiri caizse taşı gediğine koyan, söyleyeceğini kısa yoldan söyleyiveren… 
 
Ah Cennet abi, senin gibi insanların, senin gibi Konyalıların nesli çoktan tükenmek üzere… 


Bana, yüreğinden çığ gibi düşen, Hakk aşkıyla yanan yüreğinden kopup gelen duygularla kaleme aldığı iki tane şiirini emanet etti, onları da önümüzdeki günlerde yayımlayacağım.

 
Dün Cennet abiyle biraz sohbet ettik, tabii ki türküler, Konya türküleri üzerine… Birlikte üzüldük, Konya türkülerini Konya ağzı yerine, Abdal ağzıyla veya “Angara” ağzıyla, Kırşehir ağzıyla okumaya yeltenenleri duymanın verdiği hüzünle… Öz be öz bir Konya türküsü olan İnce Çayır’ı bile “Angara’nın tren yolu” diye okumaya çalışanlara hayıflandık…



 
Oysa türkülerimizin hafızaları hâlâ aramızda varken, bunca imkâna rağmen bir Konya diskografisi yapamamanın ayıbı mı desem yoksa bilinçli ihmali mi? Karar sizin… Hepimizin bu konuda yapabileceğimiz çok şey varken… Hepimiz kabahatliyiz…




Sonra kalktık bir başka ustanın ziyaretine gittik. Muammer Ezder ağabeyimiz 94 yaşında dev bir çınar… Konya divan sazının önemli ustası Mazhar Sakman’ın yanında en çok çalanlardan… Yıllar önce kendisiyle, 2013 yılında, Anadolu Manşet gazetesinde çalıştığım dönemde “Güneşi doğdurduğumuz zamanlar” başlıklı bir söyleşi yapmıştım ayrıca birçok oturakta sazını dinleme fırsatım olmuştu…



 
Tertemiz bir can… Konya oturaklarının işret ortamlarında asla içki içmemiş… hatta sigara içmemiş, bunu muhterem eşi Ayten Hanım ki o da 87 yaşında, doğruluyor “tertemiz bir insan” diyor…
 
Ayten Hanım, Ankara’dan Konya’ya gelin geldiğinde 16 yaşında olduğunu söylüyor. Dile kolay 71 yıldır müzisyen bir eşin yanında bir ömür, mutlu… Ayten Hanım, çok hareketli, cevval oldukça güler yüzlü, hayat dolu…



 
İki müzisyen bir araya gelince… Cennet abi zaten bahane arıyor ve yanık sesiyle önce türkü sonra ilahi okuyor ve bana da kaydetmek kalıyor…
 
Konyalılara da kendi değerlerine sahip çıkmamanın aslında ecdadımızın sesine sahip çıkmamak olduğunun bile farkında olmayarak yaşamak kalıyor…
 
Dilindeki o türküyü söylemeye ne kadar hakkı varsa…


Fotoğraflar, Tahir Sakman Koleksiyonu:
1-Soldan sağa; Tahir Sakman, Muharrem Ezder, Nuri Cennet
2-Video; Nuri Cennet Konya Methiyesi.
3-Muharrem Ezder muhterem eşi Ayten Hanım’la.
4-Nuri Cennet, Muharrem Ezder ve eşi Ayten Hanım.
5-Video; Nuri Cennet Fırın üstünde fırın
6-199 yılından bir hatıra, soldan sağa; Abdullah Baldan, Ali Korkal, Nuri Cennet, Tahir Sakman, Prof. Ali Osman Öztürk. Ön sırada; Muharrem Ezder, Yasin Bağcı.
7-Nuri Cennet
8- Yaklaşık 1965’li yıllarda Konya Kitaplık Salonunda yapılan bir Konya Gecesi’nden hatıra. Soldan sağa ayaktakiler: Tataroğlu Mehmet Gülgen (Keman), Rahmi Konak (Ritim), Muharrem Ezder (Divan Saz). Oturanlar: Tepeköylü Mevlüt Belgen (Kanun), Mustafa Kazanova (Ut)
 
TAHİR SAKMAN




 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.