YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

30 Ocak, 2026

OKULDAN AZİZ NESİN’E KAÇMAK


OKULDAN AZİZ NESİN’E KAÇMAK
 
Konya Garı'nın karşısındaydı, bina hâlâ duruyor…
 
Eskiden otelmiş, önce Maarif Koleji sonra Hastaş Koleji olarak şehrin eğitim ve öğretimine uzun yıllar katkı sağladı. Özel bir okul olmasına rağmen sınavla alınıyordu. Bendeniz sınavlara girmiş 6. olarak kazanmıştım. Modern bir okuldu, eğitim tam gündü. O dönemde müdürü, babamın Konya Erkek Muallim Mektebi’nden arkadaşı Fuat Beydi…
 
Bir gün dersimize girmiş beni sözlüye tahtaya kaldırmıştı. Sözlüden değildi korkum; babamın arkadaşı olması nedeniyle “sorulara doğru yanıt veremezsem, ayıp olur” korkusuydu…
 
Ama hocam ezber sorularının tam aksine genel kültür soruları sorunca işim oldukça kolaylaşmıştı… İlk yıl adaptasyon sorunları yaşamıştım; sınıf arkadaşlarımın pek çoğu şehrin varlıklı ailelerin çocuklarıydı. Ekonomik olarak babamın işlerinin bozulmaya başladığı dönemlerdi.
 
Yani müzik dersinden de ikmale kalınmaz ki? Babam ne çok kızmıştı ki yerden göğe kadar haklıydı; müzisyen bir ailenin çocuğu olarak hiç kimsenin kalmadığı müzikten sınıfta kalmak… Hâlâ utanıyorum ama müzik öğretmenime de teşekkür ediyorum, bana bir ders verdiği için…
 
Galiba dersi hafife almıştım, onun için bırakmıştı. Blok flüt çalıyordum, bütünlemede iki parça çalmış ve geçmiştim… Ama müzik öğretmenimin verdiği dersi ömür boyu unutmayacaktım…
 
Kolejdeki ikinci yılın sonunda babamın işleri tamamen bozulmuş, aile düzenimiz de çökmek üzeydi, zar zor gittiğim okuldan babam beni alarak, Atatürk Kız Lisesi’ne yazdırmıştı. Dönemin müdürü Nadire Hanım’dı…
 
Tabii ben özel okuldan resmi okula geçince, okuldaki disiplin beni oldukça sıkmıştı… Ciddi anlamda rahatsızlıklar geçirdim ve okulu asmaya başladım…
 
Okuldan kaçtım ama nereye kaçtım?
 
Tam bir ay Konya İlk Halk Kitaplığı’na gidip, okulun çıkış saatine kadar kitap okuyordum… Şimdi bana bu çok enteresan geliyor; okuldan, kaçıp kitaplığa gitmek…
 
Ve orada okuduğum kitaplar da… görevli memur, her seferinde istediğim kitabı duyunca başını kaldırıp uzun uzun, düşünceli düşünceli bakardı da, ben nedenini uzun yılar sonra anlayacaktım…
 
Aziz Nesin’in kitaplarını okurdum, tam bir ay sanırım ne kadar kitabı varsa okumuştum…
 
Bir akşamüzeri okulun çıkış saatine denk getirip babamın Tevkifiye Caddesi’ndeki saatçi dükkânına gittiğimde nereden geldiğimi sordu… Ben her şeyden habersiz, okuldan dememle beraber tezgâhın üstünde duran ağzı açılmış bir zarf uzattı…
 
Atatürk Kız Lisesi antetli bir kâğıtta, on beş gündür okula gitmediğim ve beş gün daha gitmezsem sınıfta kalacağım yazılıydı…
 
Kıpkırmızı olmuştum… Babam bir şey demedi sonra yine babamın Konya Erkek Muallim Mektebi’nden sınıf arkadaşı olan ismini anımsayamadığım bir doktorun, Bedesten’de özel muayenesine giderek rapor alıp, sınıfta kalmaktan kurtulmuştum…
 
Aşağıdaki  linkteki, Aziz Nesin’le ilgili paylaşımı okuyunca bunlar aklıma geldi. Müthiş zekâsını ve kabiliyetini, ülkenin geleceği için çocuklara vakfeden bir insanın ve okudukça güldüren; güldükçe düşündüren bir insanın çok anlamlı yaşam öyküsünden bir kesit, hepimize örnek olmalı…
 
İyi ki o dönemlerde okuldan kaçıp senin kitaplarını okumuşum Aziz ağabey, kalbimizin en nadide yerinde öykülerini hatırlıyoruz…
 
TAHİR SAKMAN


Aziz Nesin

https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=pfbid0efUSxq3njk3XMKk6XGm457SUmHYYYaQ7HysJdh5a3i8FUiFF9ctH167DV2mNLga4l&id=100053321740020

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.