DAVOS’TA ZILMAK
DAVOS’TA
ZILMAK
Biz
eskiden zılardık…
Şimdi
zılmanın ne olduğunu da bilmezsiniz siz… Karda, buzda kaymanın şehirdeki adıdır
zılmak… Sadece karda, buzda mı, değil elbette; birine zarar vermenin de mecazi
adıdır, Konya’da; ayağını zıldırmak…
Alaattin’de
zılardık eskiden, bir de Larende yokuşunda… Larende yokuşu sizlere ömür; şehrin
tek yokuşuydu, ne istedilerse… Şehrin hafızasını yok etmekte üstlerine yok doğrusu…
Ne o eskiler kaldı ne o karlar, tabii zılmak da tarihe karışmak üzere… Bizlerin
de ayağı zılınca (!) kimse zılmayacak sanırım…
Böyle
bir zılma merakıyla, geçtiğimiz hafta içi, sisli ve soğuk bir Konya gününde en
azından kar görmek için Derbent’e yollandım… Doğrusu bu kadarını da
beklemiyordum…
Yine
çok enteresandır; Altınapa Barajı’na kadar yağmayan kar, barajdan sonra etrafı
az da olsa beyaza bürümüş. Tabii ki çocuklar gibi seviniyorum, hatta
torunlardan daha çok seviniyorum…
Barajdan
sonra Derbent yolunu çok severim hele kar varsa… Derbent, şehrin şirin bir
ilçesi… Eskiden buradan geçen özellikle tuz kervanlarını eşkıyadan korumak için
askerlerin beklediği bir geçitmiş. Görevleri tamamlanan askerlerin buraya
yerleşmesiyle oluşan bir ilçemiz. Dağlarında çam ormanları eksik olmaz, havası
da oldukça temizdir. İnsanı da haksızlığa karşı boyun eğmeyen bir yapıdadır ve
çalışkandır.
Derbent
göletinin suyu da kuraklıktan nasibini almış ve oldukça çekilmiş…
Derbent
kayak merkezinin açılışı yıllar önce yapılmıştı hatta merkez yapılmadan önce
dönemin belediye başkanının kayak merkezi yapılması için nasıl çabaladığına
yakından şahit olmuştum. Dönemin Derbent Belediye Başkanı Hamdi Acar’ın ifadesinden
Derbent’teki karın bir benzerinin Davos’ta bulunduğunu öğrenmiştik.
29
Ekim 2013 tarihinde Anadolu Manşet gazetesinde yazmıştım; Derbent’ten Davos’a….
Sadece kar da değildi Derbent’i çekici kılan; doğa yürüyüşçüleri, dağ bisikletçileri,
yamaç paraşütçüleri ve araba sevdalılarının off-road maceraları Derbent’te
kendine çekiyor… İster kendiniz zılın isterseniz arabanız, bisikletiniz… Burada
her yer müsait zılmak size kalmış…
Derbent’ten
yukarıya doğru tırmandıkça başı dumanlı dağların dumanları altında kalırken,
manzaranın eşsizliği nefesimizi kesiyordu. Bir başka dünyanın kapılarını
aralamıştık sanki… Asfalt yoldaki karlar temizlenmişti dolayısıyla araçlar için
bir sıkıntı söz konusu değildi. Aslında merkez hafta sonları açılıyormuş ama
sömestri tatili olduğu için hafta içi de açmışlar.
Aladağ
Kayak Merkezi’ne vardığımızda sadece Konya’dan değildi gelenler; Gaziantep,
Isparta. Antalya. İzmir, İstanbul, Ankara gibi illerimizden gelenlerin de
olduğunu görünce şaşırdım doğrusu… Tepenin tam üzerinde bir bina var ama
kapalıydı ve ne olduğunu kestiremedim. Bir altında ise çay ocağına benzer bir
yapı… manzarası çok güzel ama köy kahvesi desem değil, kafe desem hiç değil…
Neyse en azından çay içip, tost yiyebilirsiniz…
“Kayak
merkezi” dediysem öyle telesiyej tesisleri falan beklemeyin daha bireyse
çabalarla kaydıktan sonra düşe kalka tepeye geri tırmanmanız gerekiyor.
Belediye kızak kiralıyor saati 250 TL… Para vermek istemeyenler ise evlerinden
getirdikleri plastik leğenlere kurulup kar keyfi yapabiliyorlar. Büyük boy
poşetleri veya büyük naylonların üzerine oturup kayanların da keyfi ayrı
olmalı…
Benim
gördüğüm kadarıyla alan çok büyük değil ve daha çok bakıma ve tesise ihtiyaç
duyulduğu kesin. Ama ne olursa olsun Konyalının olduğu kadar çevre illerin de zılma
ihtiyacını giderdiği yer olarak dikkat çekiyor…
Tabii
Türk Milleti dağa çıkar da mangal yakmazsa ayıp olur… Sucuk ekmekçiler bir
köşeye çekilmişler…
Haydi
Konyalılar, plastik leğenlerinizi kuşanın, Aladağ Kayak Merkezi sizleri
bekliyor, başka yerde kar yok, burada zılmanın da keyfi bir başka oluyor, bakın,
dimedi dimeyin…
Davos’a
gidemiyorsunuz bari Derbent’e gidin asgari ücretliler (!)… Davos’ta zılmış gibi
olursunuz…
TAHİR
SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.