15 Ağustos, 2026
09 Ağustos, 2026
DOMATES BİBER TANDIR EKMEĞİ
tanik.net'teki yazım:
TAHİR SAKMAN - DOMATES BİBER TANDIR EKMEĞİ
DOMATES BİBER TANDIR EKMEĞİ
Hani, şu kolayı boykot edip yerlere döktüğünüz kadar İsrail tohumlarını
da boykot etseydiniz, bunlar başımıza gelmeyecekti!..
Bizim, Konya’da “yirli” dediğimiz o canım; ince kabuklu, mayhoş,
yedikçe yenilen, tadına doyulamayan “domatis”lerimiz, “domata”larımız
kaybolmayacaktı… Acaba ne kadar yerli ve milliyiz?..
Şimdi gençler ne bilsin; cam kenarlarında, bilmem kaçıncı kattan, hayatı
uzaktan seyrediyorlar, hiç “avar” yapmadılar ki? “Mandal”ın başına varıp…
mandal ne onu da bilmezler, onların değil bu kabahat; bizim… (Avar: çeşitli sebze
yetiştirmek. Mandal: Sebze ekili alanın bağımsız bölümleri...)
Mandalın başına varıp elinizde -haydi geçtim o anamın yaptığı tandır
ekmekten- fırından aldığınız bir somun ekmekle -bu arada tuzu unutmayın-
Konya’nın meşhur domatesini yediniz mi? Özellikle sabahları mis gibi havaya
karışan domatesin kokularıyla, ciğerlerinizi bayram ettirdiniz mi?
Sadece domates de değil elbette; üzerine şiirler söylediğim “baldan
tatlı”, “sırat köprüsünden ince” Konya’nın kıl biberlerini de dalından,
elinizle ve olabildiğinizce nazik olarak koparıp yemediniz ki?
Üzerine cila yapar gibi mis kokulu salatalıklarımızı dikine kesip,
tuzlayıp…
Hele hele gençler, nereden bilsinler ki gözlerini açtıklarından beri
aynı yavan şeyleri görüyorlar: Bayatlamış sloganlar, pahalılık, sosyal
adaletsizlik, mahalle baskısı; “o ne der, bu ne der, şu ne der” çekincesi
yüzünden sürekli “kısıtlı bir yaşam alanı oluşturma” çabasıyla yitip giden ömürler…
Bir şiirimde “korkumuz ölmekten değil / yaşayamamaktan” demiştim…
Gençler bilmiyorlar ki onlara değil sitemim, kendime; dedemden / babamdan ödünç
aldığım günleri, hovardaca tüketerek, torunlarıma daha ileri bir seviyede bırakamamanın
hüznü… bu vebalin altından nasıl kalkarız toplum olarak bilmiyorum!..
Bizler çok iyi günlerde yaşadık. Pahalılık vardı ama yardımlaşma da
vardı, üstünden gelebiliyorduk, enflasyonu bahane edip kazık atmıyordu kimse…
Şimdi her şeyi fırsat olarak görüp, zam üç geldiyse, on üç yapıyorlar… “Birbirimizi
kandırmanın kitabını yazıyoruz” desek yeridir!
Yoksulluk vardı ama yardım ederken fotoğraflar çektirmiyor, insanları
rencide etmiyorduk. Yaşam biçimlerimiz farklı olsa da hoşgörü içinde, hepimiz
dilediğince, başkasının özgürlük alanını ihlal etmeden yaşıyorduk. Camiye
gidenler, Kâbe’ye gidenler sosyal medyadan canlı yayın yapmıyordu…
Ahlak derseniz yerlerde, suç işleme ve yasaklı madde kullanma yaşı
sürekli düşüyor. Hele hele sevdiğimiz sanatçıların, kamu görevi vererek bel
bağladığımız insanların da bu tip haberlerle anılması karşısında yaşadığımız
hayal kırıklığını hangi cümle anlatabilir ki? Hapishane sayısı artarken eğitim…
“Ne eğitimi” dediğinizi duyar gibiyim!..
Şimdi gençler sadece bunları gördüğü için “hep böyleydi ve hep böyle
olacak” sanıyorlar!..
Bir orta direk vardı, toplumun emniyet supabıydı, çökerttik… Şimdi ya
zenginsiniz ya fakir. Siyasiler, seçim öncesi TV’lerde, halkın huzurunda
tartışırlardı. Kadayıf kızartanlar, şapka sallayanlar ki o fötr şapka, demokrasinin
simgesi gibiydi, her açık oturumda ülke sorunlarına nasıl çözüm getireceklerini
anlatırlardı. Renkli kişiliği olan insanlardı, naiftiler, kibardılar. Amerikan
ambargolarına kafa tutarak, yasaklarını kaldırıp, askeri üslerini kapatan
siyasilerimiz vardı.
Bize dikilen bu elbiseye, biz sığmayız… Zorla giydirilmeye çalışılan bu
elbise, bize asla uymaz ve uymadığını da yaşadıklarımız göstermektedir. Türk
Ulusu olarak bizler; gökyüzü elbisesi altında, ay yıldızın gölgesinde yaşamaya
alışkınız.
Yerli domatesten geldiğimiz nokta işte tam burasıdır: Kendi tohumunu
üretmezsen, yabanların tohumu önce tarlanı sonra ağız tadını bozar, farkına
vardığımız zaman ise artık çok geçtir.
Umarım daha çok geçmemiştir…
TAHİR SAKMAN
07 Ağustos, 2026
ANMAK YA DA ANMAMAK
ANMAK YA DA ANMAMAK
An itibariyle TRT Müzik izliyorum… Tam da “Bozkır’ın tezenesi”ne
yakışan bir canlı yayın yapılıyor Kırşehir’den… “Gönlümüzün Dağı Neşet Ertaş”
isimli programda büyük usta anılıyor.
Hani aklıma geldi; geçtiğimiz günlerde Konya Büyükşehir Belediyesi
tarafından düzenlenen “Sazımda söz var” isimli etkinlikte, şehrimizin önemli
müzisyenlerinden Rıza Konyalı, Mustafa Konyalı, Ahmet Özdemir, Mazhar Sakman
anıldı… aslında “anılmadı” desem daha doğru olacak… Tam evlere şenlik… Aslında
bir ilkti, düşünce çok güzel çok değerliydi ama ya içerik?
Kırşehir’in verdiği değere baktım bir de şehrimizin… Bu konuda
söyleyeceğim çok şey var ama… bu bir ilkti şehrimizde, bir kapı açıldı daha
iyilerinin yapılmasını umarak, susuyorum…
@Konya Büyükşehir Belediyesi
TAHİR SAKMAN
04 Ağustos, 2026
YAĞMUR OLDU ADAMLAR
YAĞMUR OLDU
ADAMLAR
/özgür yürüdü
arkasında millet
alnı aktı başı
dik vatan ona yârdı/
yürüdü
yağmurdan adamlar
yumruklar çözülü
yürekler sevgi dolu
sıksanız
özgürlük akardı
ata’dan gelen
bir sesle
dünden yarına
binlerce
kalpleri
binlerle çarpardı
yürüdü
yağmurlar oluk oluk
ateş oldular
ışık oldular
şimşekti yüzleri
karanlığı sarsardı
gözleri kamaştı
güneşin
tarihe not
düştü her damla
adalet
özgürlükle yaşardı
yollar yürürken
yeni yollara
başlangıçtır bu
sadece
düşünce varsa
insan vardı
‘yürüyelim
arkadaşlar’
TAHİR SAKMAN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






