YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

15 Ağustos, 2026

YOKUŞLARDA ŞİİR SÖYLEMEK


tanik.net'teki yeni yazım:


TAHİR SAKMAN - YOKUŞLARDA ŞİİR SÖYLEMEK

YOKUŞLARDA ŞİİR SÖYLEMEK
 
/güvendiğimiz dağlara kar yağmıştır
yetmemiş üstüne bir de har yağmıştır/
 
“Siyaset” üzerine bir şey söylemeye gerek olmadığını bir kez daha anladım. Üzgünüm, hayal kırıklıklarım bana kalsın… O halde şimdi şiir söylemek lazım, bana yakışan da bu olmalı…
 
YOKUŞ YUKARI AKŞAMLAR
 
kırık plaklardan dökülen
notaları toplardım sizin için
yalnızlıkları suya serper
yıldızlara yazardım aşklarınızı
 
var mıydı var mıydınız
kaçınız kaç ederken sustunuz
sevmeyi unuttunuz elleriniz yaslı
gözleriniz ıslak yalanlar söylerdi
 
bir ben bilirdim sizi
bir de yokuş yukarı akşamlar
nefesiniz küstüğünde
sesinize renk katardım
 
süslü acılarınız
kırılmış mevsimlerde görülürdü
bahar sizin için bir mevsim
benim için yaşamdı
 
gidin şimdi ah ettiğiniz illere
bulduğunuz aynalara bakmayın
kırım kırım kırılırsınız
siz satın bulduğunuz her şeyi
 
/nasılsa şairler alacak
yitirdiklerinizi bir bir geri/
 
TAHİR SAKMAN



 

09 Ağustos, 2026

DOMATES BİBER TANDIR EKMEĞİ



tanik.net'teki yazım:


TAHİR SAKMAN - DOMATES BİBER TANDIR EKMEĞİ


DOMATES BİBER TANDIR EKMEĞİ
 
Hani, şu kolayı boykot edip yerlere döktüğünüz kadar İsrail tohumlarını da boykot etseydiniz, bunlar başımıza gelmeyecekti!..
 
Bizim, Konya’da “yirli” dediğimiz o canım; ince kabuklu, mayhoş, yedikçe yenilen, tadına doyulamayan “domatis”lerimiz, “domata”larımız kaybolmayacaktı… Acaba ne kadar yerli ve milliyiz?..
 
Şimdi gençler ne bilsin; cam kenarlarında, bilmem kaçıncı kattan, hayatı uzaktan seyrediyorlar, hiç “avar” yapmadılar ki? “Mandal”ın başına varıp… mandal ne onu da bilmezler, onların değil bu kabahat; bizim… (Avar: çeşitli sebze yetiştirmek. Mandal: Sebze ekili alanın bağımsız bölümleri...)
 
Mandalın başına varıp elinizde -haydi geçtim o anamın yaptığı tandır ekmekten- fırından aldığınız bir somun ekmekle -bu arada tuzu unutmayın- Konya’nın meşhur domatesini yediniz mi? Özellikle sabahları mis gibi havaya karışan domatesin kokularıyla, ciğerlerinizi bayram ettirdiniz mi?
 
Sadece domates de değil elbette; üzerine şiirler söylediğim “baldan tatlı”, “sırat köprüsünden ince” Konya’nın kıl biberlerini de dalından, elinizle ve olabildiğinizce nazik olarak koparıp yemediniz ki?
 
Üzerine cila yapar gibi mis kokulu salatalıklarımızı dikine kesip, tuzlayıp…
 
Hele hele gençler, nereden bilsinler ki gözlerini açtıklarından beri aynı yavan şeyleri görüyorlar: Bayatlamış sloganlar, pahalılık, sosyal adaletsizlik, mahalle baskısı; “o ne der, bu ne der, şu ne der” çekincesi yüzünden sürekli “kısıtlı bir yaşam alanı oluşturma” çabasıyla yitip giden ömürler…
 
Bir şiirimde “korkumuz ölmekten değil / yaşayamamaktan” demiştim… Gençler bilmiyorlar ki onlara değil sitemim, kendime; dedemden / babamdan ödünç aldığım günleri, hovardaca tüketerek, torunlarıma daha ileri bir seviyede bırakamamanın hüznü… bu vebalin altından nasıl kalkarız toplum olarak bilmiyorum!..
 
Bizler çok iyi günlerde yaşadık. Pahalılık vardı ama yardımlaşma da vardı, üstünden gelebiliyorduk, enflasyonu bahane edip kazık atmıyordu kimse… Şimdi her şeyi fırsat olarak görüp, zam üç geldiyse, on üç yapıyorlar… “Birbirimizi kandırmanın kitabını yazıyoruz” desek yeridir!
 
Yoksulluk vardı ama yardım ederken fotoğraflar çektirmiyor, insanları rencide etmiyorduk. Yaşam biçimlerimiz farklı olsa da hoşgörü içinde, hepimiz dilediğince, başkasının özgürlük alanını ihlal etmeden yaşıyorduk. Camiye gidenler, Kâbe’ye gidenler sosyal medyadan canlı yayın yapmıyordu… 
 
Ahlak derseniz yerlerde, suç işleme ve yasaklı madde kullanma yaşı sürekli düşüyor. Hele hele sevdiğimiz sanatçıların, kamu görevi vererek bel bağladığımız insanların da bu tip haberlerle anılması karşısında yaşadığımız hayal kırıklığını hangi cümle anlatabilir ki? Hapishane sayısı artarken eğitim… “Ne eğitimi” dediğinizi duyar gibiyim!..
 
Şimdi gençler sadece bunları gördüğü için “hep böyleydi ve hep böyle olacak” sanıyorlar!..
 
Bir orta direk vardı, toplumun emniyet supabıydı, çökerttik… Şimdi ya zenginsiniz ya fakir. Siyasiler, seçim öncesi TV’lerde, halkın huzurunda tartışırlardı. Kadayıf kızartanlar, şapka sallayanlar ki o fötr şapka, demokrasinin simgesi gibiydi, her açık oturumda ülke sorunlarına nasıl çözüm getireceklerini anlatırlardı. Renkli kişiliği olan insanlardı, naiftiler, kibardılar. Amerikan ambargolarına kafa tutarak, yasaklarını kaldırıp, askeri üslerini kapatan siyasilerimiz vardı.
 
Bize dikilen bu elbiseye, biz sığmayız… Zorla giydirilmeye çalışılan bu elbise, bize asla uymaz ve uymadığını da yaşadıklarımız göstermektedir. Türk Ulusu olarak bizler; gökyüzü elbisesi altında, ay yıldızın gölgesinde yaşamaya alışkınız.
 
Yerli domatesten geldiğimiz nokta işte tam burasıdır: Kendi tohumunu üretmezsen, yabanların tohumu önce tarlanı sonra ağız tadını bozar, farkına vardığımız zaman ise artık çok geçtir.
 
Umarım daha çok geçmemiştir…
 
TAHİR SAKMAN




 

07 Ağustos, 2026

ANMAK YA DA ANMAMAK


ANMAK YA DA ANMAMAK
 
An itibariyle TRT Müzik izliyorum… Tam da “Bozkır’ın tezenesi”ne yakışan bir canlı yayın yapılıyor Kırşehir’den… “Gönlümüzün Dağı Neşet Ertaş” isimli programda büyük usta anılıyor.
 
Hani aklıma geldi; geçtiğimiz günlerde Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Sazımda söz var” isimli etkinlikte, şehrimizin önemli müzisyenlerinden Rıza Konyalı, Mustafa Konyalı, Ahmet Özdemir, Mazhar Sakman anıldı… aslında “anılmadı” desem daha doğru olacak… Tam evlere şenlik… Aslında bir ilkti, düşünce çok güzel çok değerliydi ama ya içerik?




 
Kırşehir’in verdiği değere baktım bir de şehrimizin… Bu konuda söyleyeceğim çok şey var ama… bu bir ilkti şehrimizde, bir kapı açıldı daha iyilerinin yapılmasını umarak, susuyorum…


@Konya Büyükşehir Belediyesi
 
TAHİR SAKMAN




 
 

04 Ağustos, 2026

YAĞMUR OLDU ADAMLAR


 

YAĞMUR OLDU ADAMLAR
 
/özgür yürüdü arkasında millet
alnı aktı başı dik vatan ona yârdı/
 
yürüdü yağmurdan adamlar
yumruklar çözülü yürekler sevgi dolu
sıksanız özgürlük akardı
 
ata’dan gelen bir sesle
dünden yarına binlerce
kalpleri binlerle çarpardı
 
yürüdü yağmurlar oluk oluk
ateş oldular ışık oldular
şimşekti yüzleri karanlığı sarsardı
 
gözleri kamaştı güneşin
tarihe not düştü her damla
adalet özgürlükle yaşardı
 
yollar yürürken yeni yollara
başlangıçtır bu sadece
düşünce varsa insan vardı
 
‘yürüyelim arkadaşlar’
 
TAHİR SAKMAN