EFENDİ SERSERİLER

EFENDİ SERSERİLER
Yıllar, yılları kovalıyor…
Hem de ne kovalama… hızına
yetişmek mümkün değil! Hele bir de 35’i devirmişseniz daha bir hızlanıyor sanki…
Bunu en kolay şekliyle eski fotoğraflara bakınca daha iyi anlıyoruz…
Fotoğraftaki bendeniz…
bendenizin 2000’li yılların başlarındaki hali… hızlı dönemlerimiz, Zafer’de
fink attığımız dönemlerden… Saçlarım olabildiğince özgür ve asi… Hayata
savrulurken asla ödün vermediğimiz günler ne kıyafetimiz ne düşüncelerimiz ne
yaşam biçimlerimiz, hepsi de kendimize özgüydü…
Bir yanımız hep serseri
kaldı, o günlerden hatıra…
Konya gibi kapalı bir toplum
yapısından yetişen bir gençliktik biz ama aslında bizi büyüten hoşgörüydü; terbiyeydi,
saygıydı, sevgiydi… Bizim serseriliğimiz kendimizeydi...
“Ne kaldı şimdiye” diye geriye
bakmaya korkuyoruz…
Belki de bizler efendi
serserilerin son temsileriydik… Konya sokakları bizleri tanırdı, ayak
seslerimizden anlar, rüzgâra karışan saçlarımızın arasına yıldız düşürmek için
yarışırdı…
Şimdi gençler daha farklı
düşünüyor ve yaşıyor… Bizim dönemlerimizde de bizler, bizden öncekilerden
farklı düşünüp farklı yaşıyorduk… belli ki bu bir döngü ama keşke hep ileriye
evrilebilseydi…
“Konyalı Sokaklar” isimli
şiirimde /bu sokaklar anamız/ demiştim, gerçekten öyleydi, sokaklar bize yol
gösterirken efendiliği hiç terk etmemiştik, sokakların kestiği raconlarla
büyüdük. Bizim sokaklarımız çiçek doluydu:
Çünkü, çiçekleri
kalbimizde büyütüp, ay ışıklarında gözyaşlarımızla suluyorduk…
TAHİR SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.