tanik.net okurları için yazdım:
TAHİR SAKMAN - UTANMAYANLARIN YERİNE UTANMAK
UTANMAYANLARIN YERİNE UTANMAK
Bu gençler hep böyle yapıyor, büyüklerine kötü (!) örnek oluyorlar… Büyüklerinin
kirlettiği doğayı temizleyip bir de branda asıyorlar, üstelik isimlerini de
yazmıyorlar!.. Ama öyle kibarca bir mesaj vermişler ki ben utandım,
utanmayanların yerine!..
Hep olumsuz haberlerle gündeme gelecek değiller ya, kendi geleceklerine
sahip çıkıyorlar; tıpkı Kızılderili atasözünde olduğu gibi: "Yeryüzü bize
atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık." Ve gençlerimiz
çevreye sahip çıkarken biz büyüklere (!) de ders veriyorlar, astıkları
pankartla…
Konya’ya yaklaşık 20 km mesafede bulunan Altınapa Barajı’nın çevresi su
koruma havzası ilan edilmesine rağmen mangalcılarla, balık tutma sevdasındaki
vatandaşlarımız yüzünden, çevre felaketini anımsatan görüntüler ortaya çıkıyor…
Bir avuç kalan yeşilin bu kadar hunharca kullanılması, geleceğimize ihanet
değilse, nedir?
Altınapa Barajı, Konya’nın en önemli su kaynağı, şehrin içme suyunun
büyük bölümünü karşılıyor. Peki, biz bu su kaynağını nasıl koruyoruz?
Barajın etrafı tel örgülerle çevrili ve üzerlerinde uyarı levhaları
olmasına rağmen tel örgülerin kesilmiş tarafından gerek balık tutma ve gerekse piknikçilerin
mangal aşkı yüzünden şehrin su kaynağı, sağlık koşulları açısından sürekli
tehdit altındadır. Çadır kuranlar da cabası olmalı!..
Özellikle bir hafta sonu Değirmenköy’e doğru giderseniz, bu hazin
durumu yakından görebilirsiniz. Mangal ertesi kalan çöpler; poşetler, pet
şişeler, kola kutuları, şişeler… İçinizin acımaması mümkün mü?
Belediye ne yapsın? İçeceği suyu korumayan, çevresini temiz tutmayan
insanlara belediye ne yapabilir ki? Sorunun kaynağı bizde, arıza bizde…
Barajı, Beyşehir istikametinde birkaç yüz metre geçince gençlerin
pankartı sizi karşılıyor ve umutlarımızı yeşertiyor:
“Burası eskiden çöplüktü… Doğa çöplük değildir ve onu korumak ortak
görevimizdir. Lütfen çöpleri çöp kutularına atalım ve bu alanı birlikte temiz
tutalım. Bizce bunu başarabiliriz.”
Başarabilir miyiz bilmiyorum ama
başarmaktan başka çaremiz de yok!
Gençlerimiz mütevazı oldukları kadar zekiler de:
“Bu alanı kimin kirlettiği bilinmiyor. Temizleyenlerin de bilinmesine
gerek yok.”
Konya, bozkırın ortasında, yağışın az olduğu uçsuz bucaksız bir ova,
buğday ambarı… Bu nedenle yeşil doku bizim için çok daha farklı anlamlar taşır.
Ve bizler, çocuklarımızdan ödünç aldığımız çevreyi daha yeşil bir
dokuya bürümeden teslim etmemeliyiz.
Duyarlı gençlerimizi kutluyorum; onlar sayesinde ne yapmamız
gerektiğini hatırlıyoruz dahası öğreniyoruz.
Bu gençler bunu hep yapıyor, iyi ki yapıyorlar; bir umudumuz sizde
kaldı zaten gençler…
TAHİR SAKMAN


















