PAŞA CAMİ AVLUSUNDA
Geçtiğimiz aylarda kadim dostlarımın müzikli sohbetine
katıldım.
Uzun yıllardan beri birçok türkü programına birlikte
imza attığımız dostlarımız; divan saz ve solist Hamdi Özdinasti, kanuni Selman
Seğmenoğlu, udi Süreyya Çolak ve daha birçok, Konya türküsüne gönül vermiş arkadaşlarla
30 yılı aşkın bir süredir birçok program yaptık ve sanırım pek çok türkümüz bu
sayede günyüzüne çıktı ve en azından genç Konyalıların ilgisini de çekmeye bu
sayede muvaffak olduk.
Geçtiğimiz yaz aylarında, Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nde
“Hikâyeleriyle Konya Türküleri” programı için prova yaparken kanuni Selman
Seğmenoğlu’nun taksiminden sonra Hamdi Özdinasti eşliğinde udi Süreyya Solak
bir türkü okumaya başladı:
Paşa Cami avlusunda namazımı kılsınlar
Güveylik elbisemi de başucuma koysunlar
Öldüğümün haberini annemgile salsınlar
Yaşım
küçük aklım büyük nasıl sual edeyim
Karanlık
yerler altına ben de nasıl gireyim
Mezarımı derin kazın derin kazın bol olsun
İki taşın arasında lale sümbül gül olsun
Ben ölürsem ahbaplarım yarenlerim sağ olsun
Yaşım
küçük aklım büyük nasıl sual edeyim
Karanlık
yerler altına ben de nasıl gireyim
İnsanın içine oturan bu sözlerin arkasındaki yanık ezgiler,
bir yaşanmışlığın bir dramın gözyaşları gibiydi… Etkilenmemek elde değildi; tüm
türkülerimizde olduğu gibi bu türkümüzde de yaşanmışlıklar ön plana çıkıyordu.
Türkünün; Konya, Sarayönü türküsü olduğunu ısrarla
anlatıyordu Süreyya dostumuz hatta türküyü, 1967 yılında yapılan bir kayıttan
geçtiğini, kaydın Sarayönü’nde çiftçilik de yapan ve güzel türkü söyleyen “Yirik”
lakaplı bir yerel sanatçımıza ait olduğundan söz ederek Sarayönü’nde de “Yeni
Camii” olduğunu da ısrarla vurgulamıştı…
Yüreklerimizi dağlayan bu yanık türkünün varyantları,
ülkemizin birçok yöresinde okunmaktadır. Türkü, “Yeni cami avlusunda namazımı
kılsınlar” diye başlayan Rumeli türküsüdür. Yeni Cami. Sarayönü’nde Paşa Cami
olmuştur ama yanık ezgisi yürekleri dağlamaya devam ederek, Rumeli’de kaybettiğimiz
toprakları ve göçlerin feryadını duyurmaya devam etmektedir.
Türkü birçok yöremizde söylenmekte hatta Ankara yöremizde
türküyle ilgili bir de aşk hikâyesi anlatılmaktadır. Aslında tüm bunlar,
türkülerimizin nasıl iç içe geçtiğinin ve acıların nasıl paylaşıldığının da bir
başka göstergesidir.
Çok geniş bir coğrafyada yaşanmışlıkların bir şekilde
özellikle “âşık askerler” eliyle taşınmasıdır.
Biz türkülerimizi söylemeye devam ediyoruz, sizlerin de
ecdat yadigarı türkülerimizi dinlediğinizden hiç kuşkum yok… Folklorcu dostlarıma;
Süreyya Solak, Selman Seğmenoğlu ve Hamdi Özdinasti’ye emekleri için teşekkür
ederken, geçtiğimiz günlerde bypass ameliyatı geçiren sevgi Hamdi Özdinasti kardeşimize
de acil şifalar diliyorum. (Kendine iyi bak Hamdi, daha söylenecek çok türkü
var…)
Çin Denizi’nden, Adriyatik kıyılarına… tüm türküler
bizimdir…
TAHİR SAKMAN












































