YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

13 Ocak, 2026

TAKKELİ'DE KAR SESİ


 

TAKKELİ'DE KAR SESİ
 
Bugün öğleden sonra “Takkeli’de karın sesini duyunca” Altınapa Barajına doğru yollandım…
 
İyi ki de gitmişim… Hani ne zamandır özlediğimiz karı gördüm; Akyokuş’u geçip baraja yaklaşırken kar atıştırmaya başladı, zaten önceden yağmış ve her tarafı temiz, tertemiz beyaz bir örtüyle kaplamıştı… Konya kent merkezine yağmayan kar, buraları az da olsa örtmüştü…

 
Çocuklar gibi sevindim… Sadece ben de değildim sevinen; arabalarıyla gelen birkaç aile, çocuklarıyla kardan adam yapıp çoktan kar topu oynamaya bile başlamışlardı…
 
Umarım bu yağışlar az da olsa baraja bir can suyu olur; çünkü buna çok ihtiyacımız var…




 
Konya’ya kuş uçuşu 10 dakikalık bir mesafeye yağan kar nedense bu sene şehir merkezini sürekli teğet geçiyor. Bir kar yağsa; belki doğal gaza ödediğimiz… sahi sizin de şikâyetiniz vardı değil mi?
 
Bütün bir şehir şimdi feryat figan; kimisi doğal gazdan kimisi elektrikten, sudan… ama vatandaşların gerekçeleri asla sudan değil… Dikkate alınır mı?...
 
Bir de emlak vergileri var… Aşırı artışların olduğu söyleniyor… şahsen ben bakmaya korktuğum için bakamadım…
 
Asgari ücret, emekli maaşları, hayat pahalılığı, enflasyon vs. vs. … Liste uzadıkça uzuyor.
 
Bir kar yağsa hepsini unutup, sokağa çıkacağım, kar topu atacağım; halkın sesine kulak kapatan kim varsa…




 
Eskiden kış günlerinde kar küreyicileri olurdu; ellerinde fırın küreğine benzeyen küreklerle, toprak damlara çıkar karları kürerlerdi… Küremezseniz ne olur? Toprak, çorak toprakla kaplı damlar, karlar erimeye başlayınca “esnaf dükkânı, akmazsa damlar” sözü gereği damlamaya başlardı. Tabii bir de bu kerpiç evlerin karın ağırlığını çekemeyip çökmesi gibi bir tehlike de söz konusu olurdu. Çözümü basitti, karları küremek…
 
Kürenen karlar… Eski Konya fotoğraflarında görmüşünüzdür; evlerin boyuna kadar yükselen karların ortasında bir patika gibi yol açıp ilerlemeye çalışan Konyalıları… Aslında o kadar kar yağmıyordu ama damlardan kürenen karlar nedeniyle yığınlar oluşuyordu.




 
Bolluk ve bereket zamanlarıymış… Yemek destanı… Konyalı Şerife Hanım, Konyalıların taktığı isimle “Bülbül Hoca” geldi aklıma, rahmet olsun… Yemek Destanı’nda şöyle sesleniyor:
 
/Bihamdülillâh yedik nimet ve nanı
Bizim zamanımız bolluk zamanı/
 
Destanın mısraları arasında mı kalacak bu “bolluk zamanı?”
 
Öğleden sonra Altınapa Barajı ve etrafını beyaza bürüyen kar, akşamüzeri Konya’ya ulaştı… Ben bu yazıyı yazarken zaman zaman savrulan kar taneleri aslında buğday başaklarının müjdecisi…
 
Bizim gördüğümüz bu bolluk zamanlarını, gelecek kuşakların da görmesi ve tek dileğimizin kar tanelerinin arasında yitip gitmemesi, tek umudumuz…
 
Şehir beyaza bürünürken, umutlarımızı gelecek için hep diri tutuyorum…
TAHİR SAKMAN
 

 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.