ÇİN FENERİYLE ŞİVLİLİK
ÇİN
FENERİYLE ŞİVLİLİK
Bu
yıl farklı bir coşku vardı…
Şehrin
birçok noktasında, Konya’ya özgü bir gelenek olan şivlilik kutlamaları doruk
noktasına ulaştı. Hiç böyle görmemiştik…
Çocuklara
özgü bir gelenek olmasına rağmen bu yıl büyüklerin de katılımıyla enteresan bir
boyuta ulaştı… Sanki çocukluğundan içinde ukde kalanlar veya çocuklarının
sevincine ortak olmak isteyen aileler park ve ana caddeleri doldurarak katkı
sağladılar.
Bizim
dönemlerimizde… (milattan önce değil tabii milattan sonra) fenerlerimiz vardı;
davul şeklinde olandan tutunuz, tekerlek veya karpuz şekline varana kadar
envaiçeşit, boy boy fenerlerimiz vardı. Kandil gecesinden birkaç gece önce
fenerlerin mumlarını yakar sokaklarda gezdirirdik veya sokakta ip gerer üzerine
asardık…
Sonra
büyüdük; kendi yaptığımız meşaleleri yakardık…
Şimdi
bakıyorum… bir Çin feneri / dilek feneri merakı başlamış… aslında kötü de olmuyor;
baktığınız zaman gökyüzüne yükselen fenerler sanki gökyüzüne asılmış kandil
gibi parlıyor… sonra çata-patlar, atomlar hatta havai fişekleri gökyüzünü
aydınlatıyor. Eskiden bunlar yoktu.
Çocukluğumuzun
fenerlerini beğenen kalmamış gibi… Çin feneriyle şivlilik kutlamak bana biraz
garip geliyor doğrusu… fakat bu kadar da coşkulu bir şivlilik görmedim…
Bu
coşku kandil akşamının sabahında da devam etti. Ellerinde poşetlerle, çantalarla
çocuklar erkenden kapıları çalmaya başladılar. Sitelere giremediler ama site
görevlileri tarafından çocuklar boş çevrilmese de ben şahsen kendim verip
çocuklarla o coşkuyu yaşamak isterdim. Sadece çocuklar da değildi bu sene
şivlilik isteyen; çocukların yanında büyükler… böylesine alışık değildik ama olsun…
Çocukların
dilinde bizim söylediğimiz tekerlemeler yoktu. Bir şekilde siteye girebilen
çocuklar da mahcuptu… oysa biz hiç çekinmezdik. Bazı sitelerin kapısında belli
ki iyi bir şey(!) dağıtılıyordu, kuyruklar oluştu. Tabii bu arada çocukların
büyük bölümü okulu kırmıştı…
Çarşıda da durum pek farklı değildi… Esnaflar “öğleye kadar şivlilik dağıtmaktan
başka bir işe bakamadık” derken, gözlerinin içleri gülüyordu… Tabii ki ekonomiye
de birkaç günlüğüne de olsa can verdiğini de gözden kaçırmamak gerek.
Gecenin
sonunda parklarda oluşan çöpler olumsuz bir görüntü çizse de… İnsanlar senede
bir kere aileleriyle eğlenmişler, çok görülmez, sonuçta belediyeler bunun için
var. Bir konser veya miting sonrası, siyasi parti toplantılarından sonra çok mu
temiz kalıyor? Konyalı bu gelenekle yardımlaşmayı ve kardeşçe yaşamanın
sevincini gösteriyor. Aileler hep birlikte ortak bir duygunun etrafında
kenetlenip eğlenmişler, birbirlerine yiyecek ikram etmişler; götürüsünden
ziyade toplumsal getirisinin oldukça fazla olduğu bir geleneğin tüm yurda
yayılması hatta neden olmasın, tüm dünyaya yayılması ve barış getirmesi de pekâlâ
mümkün…
Sabah
erken saatlerde şivlilik toplamaya çıkan çocukların Şefikcan Parkı’nda çöp
toplanmasına yardım etmeleri de ayrı bir sorumluluk duygusuydu…
Bu
âdet sadece Konya’ya özgü… Merkez ve ilçelerde sürdürülüyor ve ne zaman nasıl
başladığı hakkında kesin bir bilgi yok ancak Konya Ansiklopedisi’nde Ali Işık
tarafından yazılan “Şivlilik” maddesinde İmamı Şibli’ye izafe edildiğini veya
şehrin İslam öncesi Frigyalılar döneminden kalmış olabileceğinden söz ediyor.
Bu
coğrafyaya özgü olması nedeniyle; Frigler veya başka bir milletin geleneğinin
toprağın ruhuna sinerek günümüze ulaşması pekâlâ mümkün ayrıca dinî motiflere
bürünmesi de yaşamasına imkân vermiş olabilir.
Her
ne kadar Çin fenerine biraz soğuk dursak da zamanla bazı şeylerin değişimi
kaçınılmaz. Ne kadar değişirse değişsin, şehrin hafızasına kazınan bu geleneğin
daha binlerce yıl süreceğinden, geleceğin Konyalısının da bunu devam
ettireceğinden hiç kuşkumuz yok…
Ama
manilerimizi lütfen unutmayın:
“Şivli
şivli şişirdik
Erken
olan pişirmiş
İki
börek bir çörek
Bize
namazlık gerek”
“Şivlilik,
şivlilik…”
TAHİR
SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.