AİLE RESMİ
.jpeg)
AİLE RESMİ
Eskiden giyinip, kuşanılıp fotoğrafçıya resim
(fotoğraf) çektirmeye gidilirdi…
Hanımlar, etek tayyör veya en güzel elbiselerini giyer,
beyler takım elbiselerinin üstüne fötr şapkalarını takar, boyalı iskarpinleriyle…
hatta saat çok kıymetli olduğu için olsa gerek ceketin altından görülmesi için
kol biraz sıyrılır, parmaktaki şövalye yüzüğün de bir şekilde görünmesi için
ona göre poz verilirdi.
Tabii ki hanımlar da altın, inci ne varsa, belki de konu
komşudan ödünç alarak, takıp, takıştırarak çocuklarıyla birlikte siyah beyaz
bir karede, soluk bir anı olarak kalması için hatta fotoğrafta çıkmasa bile en
güzel kokular sürünülerek çıkılırdı deklanşörün karşısına…
Benim favori fotoğrafçım; İplikçi Camisi’nin yanında dükkânı
olan şehrin ünlü fotoğrafçılarından Foto Rengin’di… Üst katta Yavuz Plak ve bir
tüpçü vardı, Foto Rengin bodrum katındaydı. Ne zaman bir vesikalık çektirecek
olsam mutlaka ona giderdim. Vesikalık fotoğrafın yanında rötuşlu bir de 6x9’luk
fotoğraf hediye ederdi…
O zamanlar şimdiki gibi bilgisayarla veya yapay zekâyla
müdahale edilmiyordu fotoğraflara; kara kalemle rötuş yaptığını görmüştüm bir
keresinde Foto Rengin’in… Rahmet olsun, ismi neydi?
Nişan fotoğrafları için de mutlaka fotoğrafçıya
gidilirdi. Nikah fotoğrafları ise salonda çekilirdi ve tabii ki siyah beyaz… Siyah
beyaz fotoğrafları ben, karakter ortaya koyduğu için çok severim. Renkli tab, ülkemizde
80’li yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başladı ve tabii ki fotoğraf makineleri
ucuz değildi, bu nedenle herkeste yoktu.
Ortaokul yıllarımda Cahit abiden (Foto Sağlık) bir
fotoğraf makinesi satın almıştım. Filmini de takıp eve koştum. Annem (rahmet
olsun) süslendi, püslendi ben fotoğraflarını çektim. Sonra fotoğrafın arabını
(negatifi) göreyim diye açtım ama bir şey göremedim. Cahit abiye koştum: “Abi,
bu makine bozuk galiba hiç çekmemiş!”
Bilmiyordum karanlık odada banyo yapıldıktan sonra negatifinin
görüneceğini?
Şimdi herkesin elinde cep telefonu ve çok güzel fotoğraf
çeken telefonlar da var… Böyle olunca her gün onlarca fotoğraf çekiyoruz,
sanırım biraz ayağa düştü…Değerini yitirmeye başladı çok fotoğrafımız olunca!
Biz, her bayram evimizin duvarında asılı olan antika saatin
altında mutlaka fotoğraf çekerdik, benim Canon marka fotoğraf makinemle… Bayramlarda
hep bir araya gelmemiz mümkün oluyordu. Önce babam, annem gitti, sonra çocuklar
büyüdü, yuvadan uçtu birer, birer…
Saatin altı, her sene daha da boşaldı…
Saatin altı gelecekti, her sene yeniden yazılan bir
hikâyeydi…
Saatin altı boşaldıkça anlıyordum; hayatın gerçeğini,
saatin altı her sene hatırlatıyordu… Şimdi torunlarla yeniden canlansa da hep bir
arada olmamız zorlaştı…
Aile fotoğrafları, ailenin bütünlüğü ve dayanışması
için bence en önemli obje… Solgun olsa da mutlu yüzlere yansıyan ‘geleceğe hatıra’
bilincidir, aile olma bilincidir…
Aile fotoğrafları sadece ailenin değil; bir ülkenin
geçmişinden gelen ve okundukça yenilenen mesajıdır… Fotoğrafları okudukça anlayabilirsiniz,
ailenin, ülkenin hayatını…
Bu hayatta yapacağınız en önemli işlerden ve ölmeden
önce yapılması gereken işlerden biri de aile fotoğrafı çektirmektir… Aile olmanın ilk
şartıdır belki, aile fotoğrafı çektirmek…
Haydi o zaman saatin altında, deklanşörün karşısındaki
yerinizi alın…Şimdi, resim çektirme zamanı… Boş kalmasın saatin altı…
(Fotoğraftaki saat, yazıda söz ettiğim ve babamdan yadigâr kalan en az 200 yıllık antika saat ve hâla çalışıyor ve hâlâ aile resimlerinin çekileceği günleri sayıklıyor...)
TAHİR SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.