YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

27 Mart, 2026

AİLE RESMİ


 

AİLE RESMİ
 
Eskiden giyinip, kuşanılıp fotoğrafçıya resim (fotoğraf) çektirmeye gidilirdi…
 
Hanımlar, etek tayyör veya en güzel elbiselerini giyer, beyler takım elbiselerinin üstüne fötr şapkalarını takar, boyalı iskarpinleriyle… hatta saat çok kıymetli olduğu için olsa gerek ceketin altından görülmesi için kol biraz sıyrılır, parmaktaki şövalye yüzüğün de bir şekilde görünmesi için ona göre poz verilirdi.
 
Tabii ki hanımlar da altın, inci ne varsa, belki de konu komşudan ödünç alarak, takıp, takıştırarak çocuklarıyla birlikte siyah beyaz bir karede, soluk bir anı olarak kalması için hatta fotoğrafta çıkmasa bile en güzel kokular sürünülerek çıkılırdı deklanşörün karşısına…
 
Benim favori fotoğrafçım; İplikçi Camisi’nin yanında dükkânı olan şehrin ünlü fotoğrafçılarından Foto Rengin’di… Üst katta Yavuz Plak ve bir tüpçü vardı, Foto Rengin bodrum katındaydı. Ne zaman bir vesikalık çektirecek olsam mutlaka ona giderdim. Vesikalık fotoğrafın yanında rötuşlu bir de 6x9’luk fotoğraf hediye ederdi…
 
O zamanlar şimdiki gibi bilgisayarla veya yapay zekâyla müdahale edilmiyordu fotoğraflara; kara kalemle rötuş yaptığını görmüştüm bir keresinde Foto Rengin’in… Rahmet olsun, ismi neydi?
 
Nişan fotoğrafları için de mutlaka fotoğrafçıya gidilirdi. Nikah fotoğrafları ise salonda çekilirdi ve tabii ki siyah beyaz… Siyah beyaz fotoğrafları ben, karakter ortaya koyduğu için çok severim. Renkli tab, ülkemizde 80’li yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başladı ve tabii ki fotoğraf makineleri ucuz değildi, bu nedenle herkeste yoktu.
 
Ortaokul yıllarımda Cahit abiden (Foto Sağlık) bir fotoğraf makinesi satın almıştım. Filmini de takıp eve koştum. Annem (rahmet olsun) süslendi, püslendi ben fotoğraflarını çektim. Sonra fotoğrafın arabını (negatifi) göreyim diye açtım ama bir şey göremedim. Cahit abiye koştum: “Abi, bu makine bozuk galiba hiç çekmemiş!”
 
Bilmiyordum karanlık odada banyo yapıldıktan sonra negatifinin görüneceğini?
 
Şimdi herkesin elinde cep telefonu ve çok güzel fotoğraf çeken telefonlar da var… Böyle olunca her gün onlarca fotoğraf çekiyoruz, sanırım biraz ayağa düştü…Değerini yitirmeye başladı çok fotoğrafımız olunca!
 
Biz, her bayram evimizin duvarında asılı olan antika saatin altında mutlaka fotoğraf çekerdik, benim Canon marka fotoğraf makinemle… Bayramlarda hep bir araya gelmemiz mümkün oluyordu. Önce babam, annem gitti, sonra çocuklar büyüdü, yuvadan uçtu birer, birer…
 
Saatin altı, her sene daha da boşaldı…
 
Saatin altı gelecekti, her sene yeniden yazılan bir hikâyeydi…
 
Saatin altı boşaldıkça anlıyordum; hayatın gerçeğini, saatin altı her sene hatırlatıyordu… Şimdi torunlarla yeniden canlansa da hep bir arada olmamız zorlaştı…
 
Aile fotoğrafları, ailenin bütünlüğü ve dayanışması için bence en önemli obje… Solgun olsa da mutlu yüzlere yansıyan ‘geleceğe hatıra’ bilincidir, aile olma bilincidir…
 
Aile fotoğrafları sadece ailenin değil; bir ülkenin geçmişinden gelen ve okundukça yenilenen mesajıdır… Fotoğrafları okudukça anlayabilirsiniz, ailenin, ülkenin hayatını…
 
Bu hayatta yapacağınız en önemli işlerden ve ölmeden önce yapılması gereken işlerden biri de aile fotoğrafı çektirmektir… Aile olmanın ilk şartıdır belki, aile fotoğrafı çektirmek…
 
Haydi o zaman saatin altında, deklanşörün karşısındaki yerinizi alın…Şimdi, resim çektirme zamanı… Boş kalmasın saatin altı… 


(Fotoğraftaki saat, yazıda söz ettiğim ve babamdan yadigâr kalan en az 200 yıllık antika saat ve hâla çalışıyor ve hâlâ aile resimlerinin çekileceği günleri sayıklıyor...)
 
TAHİR SAKMAN
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.