MEKTUP YAZAMADIM ZARFI BOŞ GÖTÜR
MEKTUP YAZAMADIM ZARFI BOŞ GÖTÜR
Sıkı bir TRT Müzik izleyicisiyimdir.
Müziğin branşını, rengini ayırt etmeden dinleyen birisi
olarak rahatlıkla şunu söyleyebilirim; TRT Müzik, kendi standartlarını aşan
programlar sunuyor. Benim gibi müzik dinlemeyi yaşam biçimi haline getiren insanlar
için bu büyük bir nimettir.
Salı akşamları, Erzurum’dan canlı yayımlanan bir
program var. TRT İzmir Radyosu sanatçılarından Tuncay Kemertaş’ın başarılı
sunumu ve güçlü sesiyle türkülerimize yeni bir soluk kattığı programın ismi “Doğudan
Sesler…”
Konuklarıyla türkü dağarcığımıza yeni duygular sunuyor.
Geçtiğimiz salı günü çok sevdiğim Galatasaray’ın Avrupa kupalarında maçı
olmasına rağmen programın içeriği beni kendisine bağladı ve maçın ilk yarısını,
program bitene kadar izlemedim.
İki tane önemli konuk vardı programda; konuktan öteydiler,
âşıklık geleneğimizden gelen Erzurumlu iki âşık vardı; Sıtkı Eminoğlu ve çırağı
Serdar Alyakut…
Türküleri ve sohbetleriyle bir gönül sofrası kurdular
ve atışmayı anlatırken aslının “ben ona taş atayım, o bana deynek vursun”
olmadığını, işin aslının hikmet sohbeti kurmak olduğunun altını çizdiler. Âşık
Sıtkı Eminoğlu’nun vatan sevgisiyle örülü şiirlerinin yanı sıra duygu dolu
şiirlerinden hele bir tanesi var ki beni yüreğimden yaktı desem, az gelir,
birkaç dörtlüğü şöyle, (şiirin tamamını internette bulabilirsiniz) :
Sevdiğimi söyle durma koş götür
Mektup yazamadım zarfı boş götür
Gözlerimden birkaç damla yaş götür
Götür sevdiğime ver gizli kalsın.
Sevdasını çektim çile demedim
Bülbüle demedim güle demedim
Kalbimde sakladım ele demedim
Bırak gönlümdeki yâr gizli kalsın
“Biz âşığız; deftere değil, gönüllere yazarız” derken
şiirin önemine de vurgu yapıyordu. İlerleyen yaşına rağmen gür ve hüzünlü
sesiyle duygu dolu anlar yaşanmasına vesile oldu.
Çırağı Serdar Alyakut da ustasından geri kalmıyordu ama
gelenekten gelen edebi muhafaza ederek ustası izin verdikçe çaldı söyledi…
Bir anısı anlattı Âşık Sıtkı Eminoğlu… Erzurum’a gelen
yerli yabancı misafirlere kahvelerde saz çalıp türküler söylediğini, âşıklık
geleneğini yaşattığını söyledi. Yurt dışından gelen turistlerin âşıklığı
anlamakta zorlandıklarından bahsederken çok takdir ettikleri ama kendi insanımızdan
çoğu zaman aynı karşılığı alamadıklarından sitayişle söz ederek bir anısını
anlattı: “Bir gün karşılaştığı bir ahbabı kendisine ‘dın dın ediy misen?..” dediğini
aktarırken gözleri dolu doluydu…
Şunu anlıyorum; sanat her zaman her yerde öksüzdür… Ha
Erzurum ha Konya çok bir şey değişmiyor…
80’li yıllardı… Derviş Ozan mahlasıyla koşma söylediğim
yıllardı… Feyzi Halıcı idolümüzdü (hâlâ da öyledir) sonra tabii olarak Âşık Şem’i,
Âşık Dertli… Âşık Ömer’in o kalın divanını kütüphaneden ödünç alıp hatmetmiştim
adeta… Karamanlı Gufrani, Karamanlı Kenzi, Göçülü Mehmet Ağa, Silleli Figani,
Kadim Figani ve daha niceleri… Önceliğim Konya toprağından geçen âşıklardı… İrticali
şiir söylemek, atışma yapmak, muamma çözmek için kendimi geliştirmeye
çalışıyordum. Kendi kendime bir ayak bulup irticali söylemeye gayret ediyordum;
yüreğimi, gönlüme açmaya çalışıyordum.
Konya Âşıklar Bayramı’na katıldığım yıldı… Popülaritem
biraz daha artmış tanınmaya başlanmıştım. Önceleri Derviş Ozan bir sırdı ama
artık açığa çıkmıştı…
Türbe Caddesi’ndeki iş yerime birisi geldi, çok da
tanıdığım biri değildi. Çalıştığım tezgâhın üzerine eğilerek “âşık, hadi bişşiy
di de gülelim!” demesin mi… Çok kızdım ama bir şey demedim, içim çok acıdı…
Derviş Ozan’ı bırakma sürecinde bu olayın büyük etkisi olmuştu…
Bakış açımız buydu aslında… Erzurumlu Sıtkı Eminoğlu’nun
tespit ettiği gibi “ben ona taş atayım, o bana deynek vursun” izleyenler de
gülsün öyle mi? Veya “dın dın ediy misen?” Hakikat bunun neresinde?
Dadaş diyarının bu büyük âşığına uzun ömürler dilerken,
bu vesileyle teröre kurban verdiğimiz Erzurumlu Âşık Ali Zikriyar’a da rahmet
diliyorum…
Öldükten sonra… Âşığın sitemi sürüyordu:
Eminoğlu sevda yaşattım serde
Can dayanmaz aşk denilen bu derde
Senden sorar ise mezarı nerde
Onu da söyleme yer gizli kalsın
Ah, Âşığım ah! Böylesine yalın bir söyleyişi ancak
Anadolu’da bulabilirsiniz ve bulunca da yüreğiniz yanar…
TAHİR SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.