BU ŞEHRİN MAYASINDA SANAT VARDIR
Ailemizin sanat geleneğini sürdüren kız kardeşim Vesile,
son yıllarda yaptığı başarılı, soyut ve postmodern çalışmalarla dikkat çekerken,
Selçuk Üniversitesi tarafından uluslararası boyutta bu yıl 6.’sı düzenlenen “POMO
Posta Pulları Sergisi”ne katıldığı resimle, ailemizi olduğu kadar şehrimizi de
onurlandırdı.
İçinizde sanat varsa… emin olun bir gün bir yerlerde
ortaya çıkacaktır… Ve kendi mecrasında akmaya başlayacaktır, isteseniz de
istemeseniz de engel olamazsınız; tıpkı, hayatın olağan akışı gibi…
Kız kardeşim Vesile, 40 yaşından sonra resme başladı…
Önce KOMEK’in değerli hocalarından ilk dersleri aldı sonra bu kendisine yetmedi,
üniversite sınavlarına girdi, Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni
kazandı, 50 yaşından sonra ikinci fakülteyi bitirdi şimdi yüksek lisans
yapıyor…
Ailemizden gelen müzik geleneğini, tuvale soyut bir
biçimde yansıtan resimleri dikkat çekmeye başladı. Sergiye kabul edilen resimde
de bunu açıkça görmek mümkün…
Çocukluk hatıralarımızın arasında yer eden “müzikli” o
kadar çok anımız var ki… beynimizin, gönlümüzün, sanat ve edebiyat dünyamızın
içinde hep müzik var. Müzik bizim için bir yaşam biçimi. Babaannem Vesile
Sakman’dan gelen sözlü sanat geleneğimiz; babam Mazhar Sakman’ın Konya
folkloruna önemli katkılarından sonra müzisyen, besteci abim Vedat Sakman ile
kız kardeşim Vesile de aynı geleneğin bir başka yansıması olarak, iç
dünyasındaki renkleri tuvale aktarması soyut bir dünyanın ve soyut gerçekliğin
dışa vurumu olarak da görülebilir.
Sergiye katıldığı resmin ana teması renklerin zıt
dünyasındaki dansı olarak da yorumlanabilir. Resimdeki müzik aletlerinden gitar
ve trompet… trompeti ben dünyaya olan itirazın bir üst perdeden, tiz olarak
yükselmesi olarak gördüm, gitar ise daha munis ama başı dik hatta zaman zaman
isyankâr duygular olarak bende çağrışımlar yaptı. Notaların yeterince görünmemesi
içimizde saklı bir dünyanın açılması gereken kapıları gibi duruyor.
Saat; zamanın uçar olduğunu ve babam Mazhar Sakman’ın
saatçi olduğundan bilinç altımıza yer etmiş dışa vurumu olarak yer alıyor.
Saatin içinde aslında orada olmaması gereken çarklar ise hayatın karmaşık gibi
görünen ama aslında bu karmaşıklığın içindeki düzeni ve ahengi yansıtıyor. Ve
bir deniz feneri ama aslında bir insanın ışığını yaydığını düşünebilirsiniz. Her
şeye rağmen yıkılmayan dimdik ayakta kalan deniz feneri gibi değil midir insan?
Işığını yaydıkça hayata anlam katan insandan daha kutsal ne olabilir ki?
Saatin tik taklarıyla müziğin ritmi, bize hayatın
akışındaki tempoyu anlatıyor. Hiçbir şeyin durduramadığı doğanın nefesini, bu
renk cümbüşü içinde bulabilirsiniz…
Bu karmaşa gibi görünen ama aslında o karmaşanın
içindeki uyum ve ritmin, bir arada bir bütün oluşturması ve birbirini
tamamlaması, bize hayatın büyüsü hakkında da ip uçları sunuyor ve bu renk
cümbüşü bize, hayatın tezatlarıyla güzel olduğunu anlatıyor…
Benim bu resimden anladığım budur. “Şiirin manası
şairin karnındadır” derler resimde de öyle midir bilmiyorum ama görebildiğim;
kız kardeşim Vesile, önümüzdeki dönemlerde kendinden epey söz ettirecektir.
Ve Konya sanat ikliminin, bir “Sakman”ın daha sanatçı
kişiliğinden tuvale yansıyan ışıklarıyla daha çok aydınlanacağı gün çok
uzaklarda değildir…
Bu şehrin mayasında sanat vardı… Kardeşim Vesile’yi
alkışlarken, yetişmesine önemli katkılar sağlayan Selçuk Üniversitesi’nin
değerli sanatçı hocalarına da saygılarımı sunuyorum.
TAHİR SAKMAN


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.