YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

07 Mayıs, 2026

KONYA’DA HIDRELLEZ

tanik.net'teki yazım:



KONYA’DA HIDRELLEZ


Hızır ile İlyas peygamberin 6 Mayıs’ta buluştuğu gün olarak hafızalarımızda yer eden bugün çeşitli etkinliklerle kutlanır…
 
Hızır karada, İlyas denizde darda kalan insanların kurtarıcısı olarak inançlarımızda yer etmiştir. Ve senede bir gün, 6 Mayıs’ta buluştuklarına inanılır.  Orta Asya’daki eski inançlarımıza, İslami motifler eklenerek, Hızır ile İlyas peygamberin katılmasıyla oluşan bir Türk geleneğidir. Türklerin olduğu coğrafyalarda, baharın / yazın gelişiyle de anlamlandırılarak kutlanır.
 
Konya’da Hızır’ın atına binen insanların menkıbeleri çok konuşulur… Bunların başında da Ladikli Ahmet Ağa gelir… Osmanlı’nın son dönemlerinde Arabistan çöllerinde askerlik yaparken Hızır’ın atına bindiği ve göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süre zarfında Konya’ya geldiği anlatılır. Esasen ümmi olan Ahmet Ağa’nın birçok dini şiiri de vardır ve hakkında birçok kitap yayımlanmıştır. Günümüzde Sarayönü’ndeki evi ziyaretçi akınına uğramaktadır.
 
Çocukluğumun Konya’sındaki hıdrellez kutlamaları, şehrin en önemli folklorik, kültürel etkinlikleri arasında yer almıştır. Bugün neredeyse tüm Konya’dan kırlara özellikle Meram’a, Sille’ye, yeşil alanlara doğru bir akın başlar. O gün Konya’da kimseyi evde bulamazsınız herkes yeşile koşmuştur. Nerede bir ağaç varsa altında mutlaka bir Konyalı piknik yapıyordur.




 
Dünyaca ünlü Meram bağları, çocuk sesleriyle cıvıl cıvıl bir renge bürünürken, ağaç dallarına kurulan salıncaklarda gökyüzüne doğru bir yolculuk yapmak mümkündür. Genç kızlar bugün daha özgür bir ortamda, açık havada eğlenirlerken anneler, nineler de evde hazırladıkları yemekleri özellikle soğan kabuğuyla haşlanmış yumurtaları, çeşitli yeşilliklerle şepitlere dürüm yaparak acıkanların imdadına yetişirler. 
 
Günümüze ulaşan Cumhuriyet öncesi fotoğraflardan, şehirde eskiden var olan gayrimüslim tebaanın da bu kutlamalara katıldığını, bu sevinci paylaştıklarını anlıyoruz.
 
Yetişkinlerin de adresidir Meram bağları… İkindi üzeri daha kuytu köşelere çekilen Konyalılar, coşkun Konya türkülerinin ahengine, doğanın nefesiyle eşlik etmenin heyecanını yaşarlar. Havanın müsait olmadığı zamanlar ki ben birkaç kez hıdrellez de kar yağdığını gördüm, böyle durumlarda bağ evlerinin misafirperverliğine sığınılır ve eğlence horozlar ötene kadar devam eder.
 
O gün bütün Konya; Meram’ın Sille’nin, Lalebahçe’nin, Kovanağzı’nın bağlarını doldurur. Hâkim olan duygu; sevgidir, kardeşliktir. Köklü bir müzik geleneğine sahip olan Konya, o gün türkülerini ayrı bir duyguyla söyler.
 
Hıdrellez, şehrin hafızasında öylesine yer etmiştir ki esnafların bile çoğu işi bırakır, hıdrellez kutlamasına gider. Dilekler dilenir, yardımlaşma üst seviyededir. Kapılar çalınırsa asla boş çevrilmez mutlaka yardım edilir.
 
Hızır’ın bastığı yerlerin hemen yeşerdiğine inanıldığından, gidenlerin arkasına bakılır, Hızır’ın tırnaklarının da olmadığına inanıldığından yardım talep edenlerin ellerine bakılır. Bugün bir verirseniz, size kırk olarak geri döner, bolluk ve bereketin simgesidir Hızır… “Hızır el basmış” derler… Dualar Hızır’ın el basması üzerinedir…
 
“Hızır’ı yakalamak” diye de bir deyim vardır özellikle hıdrellez kutlamalarına gidenlere sorulur… Bugün eli açık olma günüdür, cimriliğe asla yer verilmez. Ne kadar harcarsanız misliyle size geri gelecektir.
 
Ne Meram eski Meram, ne Sille eski Sille, ne de Lalebahçe, Kovanağzı… yeşillikleri beton gölgelerine kurban edilmiş olarak melül mahzun bekliyorlar… Bir avuç da kalsa; Meram’da, Sille’de yer bulamazsak bile en azından parklarda yine Hızır arayacağız…
 
Nerede bir yeşil görsek anlayacağız ki Hızır buradan geçmiş… Bir gün gerçekten Hızır geçecek mi? O bolluk ve berekete her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Dünyanın kaos yaşadığı bu günlerde sembolik de olsa Hızır’ın dost elini uzatmasını, barış getirmesini diliyoruz
 
Son aydaki yağışlarla doğa inanılmaz canlandı, yeşilin her tonu Meram’da ve diğer yerlerde bizleri bekliyor. Belki de Hızır, bu yıl Konya’dadır! Her gidenin arkasından bakacağım; bastığı yerler yeşermiş mi diye!..
 
Her nerede olursa olsun, ben hıdrellez kutlamalarını hiç kaçırmam. Konyalının mottosudur; namaz, niyaz, boğaz… Bendeniz mottonun niyazla, boğaz tarafındayım, hiç kaçırmam; yaprak sarması, su böreği, etli ekmek…
 
Eski bir masalın, son perdesini anlatır gibi hissediyorum kendimi…
 
Ve bizler; her şeye rağmen eski Konya’nın mütevazı ihtişamının anılarıyla, Selçuklu asırlarından günümüze yadigâr kalan bir yaşantının izlerini sürmenin mutluluğunu yaşıyoruz…
 
Ömrünüze, aşınıza, işinize Hızır el bassın…
 
TAHİR SAKMAN
 
 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.