tanik.net'teki yazım:
KONYA’DA HIDRELLEZ
Hızır ile
İlyas peygamberin 6 Mayıs’ta buluştuğu gün olarak hafızalarımızda yer eden bugün
çeşitli etkinliklerle kutlanır…
Hızır
karada, İlyas denizde darda kalan insanların kurtarıcısı olarak inançlarımızda
yer etmiştir. Ve senede bir gün, 6 Mayıs’ta buluştuklarına inanılır. Orta Asya’daki eski inançlarımıza, İslami
motifler eklenerek, Hızır ile İlyas peygamberin katılmasıyla oluşan bir Türk
geleneğidir. Türklerin olduğu coğrafyalarda, baharın / yazın gelişiyle de
anlamlandırılarak kutlanır.
Konya’da Hızır’ın
atına binen insanların menkıbeleri çok konuşulur… Bunların başında da Ladikli
Ahmet Ağa gelir… Osmanlı’nın son dönemlerinde Arabistan çöllerinde askerlik
yaparken Hızır’ın atına bindiği ve göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süre
zarfında Konya’ya geldiği anlatılır. Esasen ümmi olan Ahmet Ağa’nın birçok dini
şiiri de vardır ve hakkında birçok kitap yayımlanmıştır. Günümüzde
Sarayönü’ndeki evi ziyaretçi akınına uğramaktadır.
Çocukluğumun
Konya’sındaki hıdrellez kutlamaları, şehrin en önemli folklorik, kültürel
etkinlikleri arasında yer almıştır. Bugün neredeyse tüm Konya’dan kırlara özellikle
Meram’a, Sille’ye, yeşil alanlara doğru bir akın başlar. O gün Konya’da kimseyi
evde bulamazsınız herkes yeşile koşmuştur. Nerede bir ağaç varsa altında
mutlaka bir Konyalı piknik yapıyordur.
Dünyaca
ünlü Meram bağları, çocuk sesleriyle cıvıl cıvıl bir renge bürünürken, ağaç
dallarına kurulan salıncaklarda gökyüzüne doğru bir yolculuk yapmak mümkündür.
Genç kızlar bugün daha özgür bir ortamda, açık havada eğlenirlerken anneler,
nineler de evde hazırladıkları yemekleri özellikle soğan kabuğuyla haşlanmış
yumurtaları, çeşitli yeşilliklerle şepitlere dürüm yaparak acıkanların imdadına
yetişirler.
Günümüze
ulaşan Cumhuriyet öncesi fotoğraflardan, şehirde eskiden var olan gayrimüslim tebaanın
da bu kutlamalara katıldığını, bu sevinci paylaştıklarını anlıyoruz.
Yetişkinlerin
de adresidir Meram bağları… İkindi üzeri daha kuytu köşelere çekilen Konyalılar,
coşkun Konya türkülerinin ahengine, doğanın nefesiyle eşlik etmenin heyecanını
yaşarlar. Havanın müsait olmadığı zamanlar ki ben birkaç kez hıdrellez de kar
yağdığını gördüm, böyle durumlarda bağ evlerinin misafirperverliğine sığınılır
ve eğlence horozlar ötene kadar devam eder.
O gün
bütün Konya; Meram’ın Sille’nin, Lalebahçe’nin, Kovanağzı’nın bağlarını
doldurur. Hâkim olan duygu; sevgidir, kardeşliktir. Köklü bir müzik geleneğine
sahip olan Konya, o gün türkülerini ayrı bir duyguyla söyler.
Hıdrellez,
şehrin hafızasında öylesine yer etmiştir ki esnafların bile çoğu işi bırakır,
hıdrellez kutlamasına gider. Dilekler dilenir, yardımlaşma üst seviyededir.
Kapılar çalınırsa asla boş çevrilmez mutlaka yardım edilir.
Hızır’ın
bastığı yerlerin hemen yeşerdiğine inanıldığından, gidenlerin arkasına bakılır,
Hızır’ın tırnaklarının da olmadığına inanıldığından yardım talep edenlerin ellerine
bakılır. Bugün bir verirseniz, size kırk olarak geri döner, bolluk ve bereketin
simgesidir Hızır… “Hızır el basmış” derler… Dualar Hızır’ın el basması
üzerinedir…
“Hızır’ı
yakalamak” diye de bir deyim vardır özellikle hıdrellez kutlamalarına gidenlere
sorulur… Bugün eli açık olma günüdür, cimriliğe asla yer verilmez. Ne kadar
harcarsanız misliyle size geri gelecektir.
Ne Meram
eski Meram, ne Sille eski Sille, ne de Lalebahçe, Kovanağzı… yeşillikleri beton
gölgelerine kurban edilmiş olarak melül mahzun bekliyorlar… Bir avuç da kalsa;
Meram’da, Sille’de yer bulamazsak bile en azından parklarda yine Hızır
arayacağız…
Nerede
bir yeşil görsek anlayacağız ki Hızır buradan geçmiş… Bir gün gerçekten Hızır
geçecek mi? O bolluk ve berekete her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Dünyanın kaos yaşadığı bu günlerde sembolik de olsa Hızır’ın dost elini
uzatmasını, barış getirmesini diliyoruz
Son
aydaki yağışlarla doğa inanılmaz canlandı, yeşilin her tonu Meram’da ve diğer
yerlerde bizleri bekliyor. Belki de Hızır, bu yıl Konya’dadır! Her gidenin
arkasından bakacağım; bastığı yerler yeşermiş mi diye!..
Her
nerede olursa olsun, ben hıdrellez kutlamalarını hiç kaçırmam. Konyalının mottosudur;
namaz, niyaz, boğaz… Bendeniz mottonun niyazla, boğaz tarafındayım, hiç
kaçırmam; yaprak sarması, su böreği, etli ekmek…
Eski bir
masalın, son perdesini anlatır gibi hissediyorum kendimi…
Ve bizler;
her şeye rağmen eski Konya’nın mütevazı ihtişamının anılarıyla, Selçuklu
asırlarından günümüze yadigâr kalan bir yaşantının izlerini sürmenin
mutluluğunu yaşıyoruz…
Ömrünüze,
aşınıza, işinize Hızır el bassın…
TAHİR
SAKMAN


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.