YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

12 Mayıs, 2026

81 YAŞINDAKİ GENÇ SANATÇI


tanik.net'teki yeni yazım:


81 YAŞINDAKİ GENÇ SANATÇI
 
Geçtiğimiz cuma akşamı kelimenin tam anlamıyla bir rüzgâr estirdi; ötesi fırtınalar, kasırgalardı…
 
Mustafa Keser, usta sanatçılığını ilerleyen yaşına rağmen konuşturdu ve bir şeyi daha gösterdi ki SKM’de (Selçuklu Kongre Merkezi); sanatçılar çınarlar gibi hep ayaktadırlar, kalplerindeki fırtınaları toplumla paylaştıkça büyürler…
 
Tam iki saat şarkı söyledi… aslında o söylemedi: ona eşlik eden binlerce Konyalı, salonu duygusal bir yapıya dönüştürdü. Seyirci kitlesinin çoğunluğunu oluşturan orta yaşın üzerindekiler, gençlik heyecanlarını hatırladılar hatta bastonla gelenler bile vardı. Bu da Mustafa Keser’in, sanatın gücünü gösteriyordu apaçık…
 
Enerjisine hayran kalmamak mümkün değildi; sevenlerinin coşkusu da en az onun ki kadardı, salon adeta inledi… Türk Sanat Müziğimizin ölümsüz şarkılarını hep birlikte yeniden söyledik.




 
İzmir’de, İzmir Radyosu’nda önce enstrüman çalarak sanat hayatına başladığın anlattı Sayın Keser, o dönemlerde büyük sanatçılara, Müzeyyen Senar’dan tutunuz ülkenin kalbur üstü birçok sanatçısına çaldığını anlattı. Repertuvarının genişliğini bildiğimiz Sayın Keser, şarkılarını yılların sahne performansıyla yansıtırken, tekrar geleceğinin de sözünü verdi.
 
Halk konserleri düzenleme fikrinin aslında geleceğe bırakılacak önemli bir miras olacağının da hâl lisanıyla bizlere anlattı. Sanki “halka veda” konseriydi, sanki jübile yapıyordu ama sanatın, sanatçının jübilesinin olmayacağının kendisi canlı bir örneği gibiydi sahnede… Geçmiş zaman üstatlarından söz ederken, kendisini de “merhum bestekâr adayı” olarak esprili bir şekilde takdim etti. Bu arada anlattığı fıkralar ve konser esnasında kullandığı argo kelimeleri öyle bir telaffuz etti ki hiç argoluğu kalmadı. O, 81 yaşındaki genç sanatçı, yüreklerimizi tekrar, tekrar fethetti…
 
İzmir, sanatçıya sahip çıkar ve bu konuda oldukça da vefalıdır. Aklıma hemen merhum Rıza Konyalı geldi… Merhum Konyalı’ya, Konya’dan çok İzmir sahip çıkmış ve son günlerini huzur içinde geçirmesini sağlamışlardı. Bu nedenle İzmir’e, sanatsever bir Konyalı olarak bir teşekkür borcumuz vardır. Abim Vedat Sakman da profesyonel müzik hayatına İzmir’de başlamıştır.
 
Meram Belediyesi, Konevi Kültür Merkezi’nde Sanat Yönetmeni olarak çalıştığım yıllarda iki büyük Konyalı ustayı; Rıza Konyalı ile Âşık Salihi’yi aynı sahnede buluşturmuş ve yaşantılarından kesitler sunmuştum, tam bir belgeseldi… “Unutursun diye” ve “Dayanılmaz bir çile” isimli şarkılarının yanı sıra pek çok şarkısı ünlü sanatçılar tarafından okunan ve altın plak sahibi olan sanatçımızın hayatta olması aslında bize büyük fırsatlar da sunuyor.  Konya, en azından evladına olan vefa borcunu göstermelidir…
 
Sanata ve sanatçıya olan özlemini Konya, Mustafa Keser konseriyle göstermiştir. Bu şehrin manevi ikliminin en başında müzik vardır. Mevlâna, “Fihi Ma Fih” adlı eserinde meal olarak “Horasan’da kalsaydık zahitlik yapardık ama buraya geldik insanlar bizden şiir istedi” diyor. İlk Askeri Tabilhane (askeri bando) Konya’da kurulmuştur. Mehterhanenin temeli Selçuklu Konya’sında atılmıştır. Yine aynı dönemde “düz bir borunun bükülerek enstrüman yapılması” Selçuklu Konya’sında mümkün olmuştur. O dönemlerde böyle bir teknoloji Avrupa’da yoktur. (Konuyla ilgili olarak merhum Mahmut Ragıp Gazimihal’in, Konya’da Musiki isimli eserinde ayrıntılı bilgiye ulaşılabilir.)
 
Namaz vakitlerde “nevbet davulu” çalınan bir coğrafyanın adıdır Konya… Mevlevi Dergâhı esasen döneminin konservatuvarıdır, birçok sanatçı burada yetişmiş, çağın çok ötesine seslenmişlerdir. Keza Mevlâna’nın da rebaba bir kiriş (tel) ilave edecek kadar müzik bilgisinin olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
 
Bu şehrin mayasında müzik vardır; Konya türkülerinin sanat değerinin oldukça yüksek olduğunu erbabı bilir; o türküler ki Orta Asya steplerinden kopup gelen sert rüzgârların, Konya Ovası’nda, Konya oturaklarında vücut bulmuş halidir. Anadolu kökenli en eski türkülerimiz yine bu coğrafyanın sahip olduğu en büyük sözlü hazinelerimizdir.
 
Bu nedenle Mustafa Keser’e gösterilen ilgi boşuna değildir; şehrin hafızasında yer eden sanat aşkının görünür kılınmasıdır.
 
İki saat sahnede kalmasına rağmen sahneyi terk etmemek için adeta direndi ne o bize doydu ne biz ona… Bu müzik aşkıdır; Konya türkülerinin kaynak kişilerinden merhum babam Mazhar Sakman’dan iyi biliyorum, ömrünün son günlerinde on iki telliyi bile taşıyamayacak durumdayken, iki koluna iki kişi girip götürüldüğü oturaklardan şafakta, horozlar öterken adeta dirilip geldiğine çok şahitlik ettiğimden, Sayın Keser’in bu enerjisini anlamam oldukça kolay oluyor.
 
Konya, Mustafa Keser’i bağrına bastı, Mustafa Keser de onları, yılların deneyimiyle, şarkılarıyla kucakladı. Bu konserin tekrarı bir daha olur mu bilmiyoruz ama temennimiz uzun yıllar Sayın Keser’i aramızda görmektir…
 
İyi ki sanat var, sanatçılarımız var…
 

TAHİR SAKMAN






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.