YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

20 Şubat, 2026

TARİKİMİZ SEVGİDİR



 TARİKİMİZ SEVGİDİR
 
Eski Konyalılar… hep deriz ya, peki kimdir bu eski Konyalılar?
 
Evde pişirdiği yemeğin “kokusu yayıldı” diyerek yedi komşuya tattıran mı? Komşularının her şeyinden haberli olup, her zaman yanında olan mı? Gündüzleri hanımların, geceleri beylerin sohbet ettiği ev gezmelerinde kardeşliği pekiştirenler mi?
 
Yani aklınıza ne gelirse; iyilikten, yardımlaşmadan, dostluktan… hepsinin bir sevgi yumağı içerisinde sunulduğu bir şehir düşünün…
 
İnsanı Hz. Pir’den feyizli… Tarikat taassubunun olmadığı sadece evrensel bir sevginin vahdet potasına çağırdığı Mevlevilerin izini süren bir şehir…
 
Mevlevilik bir tarikat değildir ya da öyle bildiğiniz bir tarikat değildir… bir sanat okuludur, konservatuvardan öte hakikatin gönüllere sevgiyle nakşedildiği bir mektep… Hat öğrenirsiniz, müziğe yeteneğiniz varsa müzisyen olarak yetiştirilirsiniz. Orada olmayan tek şey bağnazlıktır, önyargıdır…
 
Hz. Pir’den nakledilir: Bir gün sema esnasında sarhoşun biri gelip semaya karışmak isteyince meclistekilerden bazıları sert tepki göstermiş. Mevlâna “O adam içmiş ama sarhoş olan siz misiniz?” demiş…
 
Bu aslında şehrin hoşgörüsünü de yansıtır. Herkes kendi iç dünyasında yaşar… bir anlamda gönüllerde gizli bir “Melamilik” gibidir; ibadet de gizlidir, kabahat de… Kimsenin ayıbı yüzüne çarpılmaz… "Ayıp arayana ayıplar olsun..."
 
Merhum Mazhar Sakman’ın anlattığı çok önemli bir hatıra vardır… Bir şafak vakti Sedirler’den oturaktan, “yayan yapıldak” gelmektedir. Sarhoştur, zor yürümektedir. Eski matbaacılar şimdiki Aziziye Caddesi’nin civarlarındaki dar sokaklardan geçerken merhum Hacı Veyiszade Hoca karşısına çıkar, sabah namazı için Dolav’daki camiye gitmektedir.… Mazhar Sakman, utanır… Geri dönmek istese de dönemez, çok geçtir. Sazı, paltosunun altına gizlemeye çalışır. Hoca selam verir, alır. Birkaç adım attıktan sonra gayriihtiyari geriye döner. Hoca da döner ve Sakman’ın hiç beklemediği… Aslında beklediği; Hacı Veyiszade’nin sıkça kullandığı “ülen sahtekâr”la birlikte en azından “ne bu halin” şeklinde bir tepkisidir.    
 
“Di len, o da lazım!” der Hoca ve yürür… O yürüyüş ki asırların öncesinden başlamış zamanın ötesine uzanmaktadır. Yargılamaz; yargılayacak olanın kim olduğunu iyi bilmektedir. Aydınlıktır; fotoğraflarına baktığınız zaman Hoca’yı başında fötr şapkayla dua ederken görürsünüz… İşte bu Konya insanıdır, Konyalı budur…
 
Hoca o kelimeyi söylerken Mazhar Sakman’ın elbette ki o halini tasvip ettiğinden değildi; maksadı onu kazanmaktı, kalbindeki hakikatin aşkıyla, Yunusça “Yaratılanı hoş görmektir, Yaratandan ötürü…” Çünkü “narı da hoştur nuru da…”
 

Şehrin taşı toprağı derviştir… Bizde ham softalık yoktur… Şehrin ramazandaki iklimi kardeşlik üzerine kuruludur. Kimse kimseye “oruç musun” diye sormazdı… Tutmayan da tutarmış gibi davranırdı… Hatta oruç olmamasına rağmen yemeyip içmeyip iftarı bekleyenler bile çıkmıştır bu şehirden…
 
Siyaset aramıza girmeden önce…
 
Bu şehrin tariki sevgidir, hoşgörüdür…
 
TAHİR SAKMAN
 
 
 

 

 

 

 

 

 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.