Konya oturak repertuvarına baktığımız
zaman deve teminin oldukça sık yer aldığını görürüz. Bu, Konya türkülerinin
Türkmen karakterini ortaya koyar. O dönemlerde hayatın içinde önemli bir yer
tutan develerin, kervanların olması, bu sonucu doğurmuştur diyebiliriz. Birçok türküde
geçen deve temi, Konyalının hayatında yer eden Türkmen/Yörük kültürünün başka bir
şekilde tezahürüdür.
Yerleşik düzene geçen ve toprağa
bağımlı olarak yaşantısını sürdüren Türkmen/Yörük insanlarımızın eski günlere
olan, özgür günlerine olan hasretinin de bir yansıması gibidir. Yayladan yaylaya
gezen bir kültürün, yerleşik hayata geçtiği zaman artan bağımlılıklarının da
bir serzenişi gibidir.
Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya, Konya’ya
akın akın geldiği dönemlerden günümüze yansıyan bu zarif türkülerimizin sesine
kulak verdiğimiz zaman dünün o ihtişamlı günlerinin özlemini de bizlere
hatırlatmaktadır.
Merhum Sakman’ın 12 telliyle okuduğu bu
coşkulu Konya türküsü, bizi adeta o günlere doğru bir zaman yolculuğuna çıkarırken,
kendisine eşlik eden merhumlar; udi Cenap Kendi ve kanuni Kazım Büyükşalvarcı’yla
birlikte rahmet diliyoruz.
Türkülerimiz olmasa bizim kim
olduğumuzu, nereden geldiğimizi hatırlatacak başka ne olabilirdi ki?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.