RAMAZANDAN RAMAZAMA

RAMAZANDAN
RAMAZAMA
Eskiden
de böyleydi… değişen insanların yüzleri, isimleri…
Ramazan
aynı ramazan (şimdi biraz daha ramazam olsa da) … Şehrin üzerini; beyaz,
günahsız bir bulut gibi örten o manevi iklim yine var… Çepeçevre kuşatılırsınız
Konya’da, her köşede size ramazanı hatırlatan, kendinize en azından bir çeki
düzen verdiren bir obje çıkar karşınıza; bazen yüreğinizi yakan bir ezan bazen bir
yardım çığlığı…
Eli
tespihli, uzun ak sakallı hatta sarıklı… Yeşil cübbeli insanlar da
görebilirsiniz. Bu sizi şaşırtmasın, siyasi bir yönü yoktur… Bu giyim tarzı daha çok başka şehirlerden göç etmiş insanlar tarafından tercih edilir, Konyalı bu tip kıyafetler giymez. Şehrin insanı dindardır, dindar olmayanlar da dindardır bu şehirde… Saygı, sevgi,
hoşgörü yumağıyla insanlar birbirlerine sarılırlar…
Kapı
Camii… Selimiye… Türbe Önü'ne yolunuz düşerse anlarsınız…
Kadınlar
Pazarı pür telaştır, iftara yetişilecektir; daha öğle namazı kılınmamışken… Topa
kaç dakika kaldı usta?
Aziziye’de
gürül gürül ezan okunurken, şadırvanlarındaki sular; “yok mu benimle abdest
alacak, günahlarını yıkayayım” diye sesleniyor, duydunuz mu?
Babam
mutlaka top atıldıktan sonra gelirdi, şimdilerde anlıyorum; meğerse adamcağız
top atılınca yolda bir sigara içip öyle geliyormuş… Anam çok kızardı tabii, sofraya
babam gelmeden elimizi sürmezdik.
Sofranın
zenginliğini yazmalı mıyım? Yumurtalı pastırma… yaprak sarması, bamya çorbası,
su böreği, üzeri yumurtayla süslenmiş marul salatası ama illaki ramazan pidesi,
üzeri bol susamlı… Tahinli pideyi babam çok severdi. Benim favorimse baston ekmeklerdi.
Güllaç… hâlâ favorimdir, her ramazan mutlaka…
Uzun
yıllar ramazan manileri yazdım, geleceğin insanına miras… Coşku dolu
günlerimizmiş… Eksik olan heyecan şimdi… Teravih için cami cami yine geziyor
musunuz bilmem? Ya da hatimle teravih kıldırana mı meyliniz yoksa jet imamın
olduğu camiye mi?
Teravihin
ilk on beş günü camiler dolar, taşar. On beşinden sonra saflar gevşerken bir
bakmışınız son hafta bir, iki safa inmiş… Bayram telaşı başlamıştır.
Ramazan
ayının uhrevi havası yanında gelenekselleşmiş bir tarafı da vardır Konya’da… Galiba
o daha çok ilgimizi çekiyor ki… Yiyecek içecek mevzuları bunların başını çeker.
Davetler başlar, kayınpederler, damatlar, gelinler, hısım akraba… Eve damat
gelince Konya’da sarı inekler titrermiş… Sarı inekler kalmasa da yürekler
titremeye devam ediyor.
Şimdi
davette ne yemek yapacağınızı söylersem… Annelerinize sorun, hatta sormayın söyleyin
sizi davet etsin, bakalım su böreği yapacak mı? Yaprak saracak mı? Ya sacarası?
Hepsini
anlıyorum da… Fiyatların ramazanda yükselmesini bir türlü anlayamıyorum (galiba
bu durum ramazanın gelenekselleşmiş tarafıyla ilgili) .…
Zaman
değişti tabii; ramazan da ramazam oldu…
TAHİR
SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.