YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

24 Şubat, 2026

BU ŞEHİR O ŞEHİRDİR


 

BU ŞEHİR O ŞEHİRDİR
 
Bu şehre hangi yönden girerseniz giriniz; sizi, adını koyamadığınız bir enerji karşılar, bir tuhaf olursunuz…
 
Burası Horasan Erlerinin yatağıdır, Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkentidir… bu şehirde efsanelerle hakikatler iç içe sunulur ki herkes nasibince alsın diye… Kuzunun önüne et, aslanın önüne ot konulmaz!
 
Bu şehrin aurasında gizli bir maya vardır; o, Hazreti Pir’den gelen bir emanettir ki sevgiyle taşınır gönüllere… Bu şehir aslında Mevlâna’nın aurasının içinde oturur dokuz asırdır; öncesi “Eflatun-u ilahi”dir ki Konyalı içinde olduğu için farkına varamaz çoğu kez:
 
“Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler…”
 
Balık ne bilsin suyun ne olduğunu; suyun dışına bir çıksa anlayacak, soracak ama…
 
Bu şehir; “belde-i muhayyere”dir; Hazreti Peygambere hicret edeceği zaman önerilen üç şehirden birisidir. Emindir; her insana gönlünde yer vardır bu şehrin; kapılarını ikonalar süslemiştir ve şehre adını vermiştir…
 



İster manastırda ister dergâhta; burası hakikatin sebil edildiği topraklardır; Sille’de, Kilistra’da, Çatalhöyük’te  karşınıza çıkıverir, kendinizi görüverirsiniz; çırılçıplak…  
 
Bu şehrin aurası sizi bir kez kuşatmaya görsün; dışına çıkamazsınız, sizi öyle bir kuşatmıştır ki sevgiden öte bir şey göremezsiniz…
 
Bu şehrin kutsallığını, adını aldığı ikonalara da sorabilirsiniz, şahittirler… Şehrin her yerini dolduran bir Eflatun gerçeği vardır. Mezarının Alaattin Tepesi’ndeki geçmiş dönemde yıktırılan Eflatun Kilisesi/Mescidinde olduğu söylenir. Ama asıl yerini gönüllerde çoktan almıştır Eflatun…
 
Selçuklu asırlarından çok önceleri başlayan bu hakikat aşkının nakşedilmesi, Eflatun’dan sonra da sürmüştür… Mevlâna, Yunus Emre, Nasreddin Hoca… Dünyanın merkezi buradadır; inanmayan ölçebilir… İbn Arabi, bu şehre boşuna çekilmemiştir; üvey oğlu tasavvuf ulularından Sadreddin Konevi, Şeyh Evhadettin Kirmani ve daha nice gönül sultanları...
 
Asisili Aziz Francis, asitanede diz çökmüş, sırlara vakıf olmuştur. Vücudunun aynasında âlemi temaşa etmiştir…
 
Ya Şems?
 
Kutupların kutbudur… Mürşit olmaya gelmişken mürit olmuştur… Kendini arayan, gönlünü bulmaya gelmiştir. Bulan da yitip gitmiştir, “ol”manın hakikatinde…
 
Bu şehrin her nefes alışında, himmetler ortalığa sebil edilir; şehir her an gülşendedir…
 
Bu şehrin ruhudur barış… Kavganız varsa bu şehirde biter; sükûna erersiniz…
 
Bu şehir, o şehirdir; kalbinizdeki şehirdir, görülmez; duyulur, hissedilir…
 
/Kuytuca zamanların nur fışkıran yerinden
Dokuz boğumlu naylar nefeslenir derinden
Seherde tennureler uyandırıp güneşi
Bülbül susar gül kokar yunur Konya’m nurundan/
 
TAHİR SAKMAN
 
 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.