YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

01 Ocak, 2026

YAZIYA GEÇ KALMAK

Yeni yıla girerken bendeniz...


YAZIYA GEÇ KALMAK
 
Aslında bu yazıyı geçtiğimiz yılın son gününde yazmam gerekirdi, bu yüzden geç kalınmış bir yazı demek daha uygun olacak!
 
Geçtiğimiz yıl, yazı hiç geç kalmadı; geç kalan bendim… özellikle yılın son aylarında biraz tembelliğe vurdum işi… Kimin umurundaysa artık!..
 
Sağlık nedeniyle bir ara versem de baktığım zaman sosyal medyada ve blog sayfamda 159 makale yayımlamışım. Bu beni çok şaşırttı; çünkü bir önceki yıla göre artış göstermiş yazılarım. (Bu arada blog sayfamda takipçi sayısı sadece 6, yazıyla da altı… Youtube kanalımdaysa baya iyi durumdayım(!) abone sayım 60’a yazıyla da altmışa ulaştı… Takılmıyorum desem de inanmayın baya bir takılıyorum haberiniz olsun!..
 
Uzun yıllardan sonra merhum babam Mazhar Sakman’ın vefatının üzerinden 30 yıl geçmesinden sonra ses kayıtlarının kaybolacağı endişesi taşıyarak yayımlamaya başladım. Kayıtların yayımı bittiği zaman bu benim belki de yaptığım en iyi iş olacak.
 
Yine hatıraların arasında dolanırken aslında anlattığım bir şehrin yaşam biçimiydi; her ne kadar şimdilerde bu yadırganıyorsa da bizim gibi zamana kafa atmaya çalışanların bir zamanlar yaşamlarıydı. Belki de gençlere garip gelen; hızlı yaşamın temposu içinde insanların nasıl mutlu ve toplumsal barış ve hoşgörü içinde yaşadıklarıydı. Bizler bunu başarmıştık; ta ki siyasiler musallat olana kadar…
 
Zamlar geçtiğimiz yıl hiç peşimizi bırakmadı doğal olarak(!) bu yılda da temposunu artırmasını bekliyoruz!..
 
Siyasetin gerginliği halka da yansımaya başladı; bunu, haberlerde görüp endişeyle izliyoruz. Ahlaki çöküntü ise zirvelerde dolanırken yeni yılda da yeni zirveleri zorlayacağını şimdiden söylemek kehanet değil…
 
Uzun süre siyasetten uzak yazmaya çalıştım “büyük cami, imam meselesi…” kimse bildiğinden şaşmıyor; üstelik herkes her şeyi öylesine biliyor ki yani Einstein gelse bizim yanımızda vallahi cahil kalır, adam strese girer!..
 
Önyargılar, baştan kabullenişler, öğrenilmiş cehalet sonra pudra şekeri mevzularına eklenen boğazdaki yalılarda ortaya çıkan cümbüşlü(!) geceler (siz anladınız) …
 
Ben muhafazakâr biri değilim ama gördüklerim, duyduklarım vallahi beni çoktan kat be kat aşar…
 
Sağlığım, çok şükür düzeldi, 2026 yılında bomba gibiyim. (Tabii bu patlayacağım anlamına gelmez.) Yeni yazılara, yeni araştırmalara, daha da önemlisi yeni düşüncelere açığım.
 
Hayatımın hiçbir döneminde “tamam, benim yolum bu” demedim, hep yeni yollar aradım, bulduğum zaman da hemen döndüm. Malum Mevlâna torunuyuz döneriz(!).
 
Tek kırmızı çizgim vardır o da Atatürk ilke ve inkılaplarıdır.
 
Bize bu vatanı emanet eden Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarına, Cumhuriyetin kurucu kadrolarına laf ettirmem. Bu yüzden hatırını yıktıklarım varsa iyi ki ki yapmışım diyorum asla pişman olmam… Çünkü Cumhuriyetin nimetlerinden faydalanıp özgür yaşıyorsak, o insanlara minnet borcumuz hiçbir zaman tükenmeyecektir, bu gerçeği, üzerinden yüz yılı aşkın süre geçmesine rağmen hâlâ öğrenememişler için yapacağım pek başka bir şey yoktur. Her türlü etnik ve dinsel ayrımcılığa asla pirim vermem. Türk vatanı bir bütündür…
 
Bunun dışında şahsi (olduğunu çok sanmıyorum ama yine de) konulardan dolayı eğer kırdıklarım varsa onlardan özür dilemek borcumdur.
 
Bu yıl “Türkü Hazinesi Mazhar Sakman” ismiyle bir kitabım yayımlandı. Konya Büyükşehir Belediyesi yayımları arasında e-kitap formatında çıkan kitabı, Belediyenin internet sitesinden indirmeniz mümkün. Bir başka kuruma teklif ettiğim kitap ise önce olumlu bulunmasına rağmen sonra (sanırım istediğim 50 bin lira telif ücreti nedeniyle) başka gerekçeler öne sürülerek reddedildi, oysa şehrimizde bu konuda yapılmış ikinci bir çalışma yoktu.  Bir yemeğe milyon paralar ödeyen kurumların telif ücretine yaklaşımları şaşırtıcı olsa da beni yanıltmadı. Yazarken harcadığınız zaman ve bilgi birikiminiz hep göz ardı edilir nedense; çünkü yazarlar “taş kökü” yiyerek geçinebilirler(!) … Bu konuda Konya Büyükşehir Belediyesi yayımladığı kitapların telif ücretini ödeyerek öncülük yapıyor.
 
Bu yılda da yine bildiğiniz Tahir Sakman olarak yazmaya çalışacağım. Sanırım hayatımda yaptığım en iyi iş bu… bir gün, yazdıklarımın geleceğin araştırmacılarına kaynak olacağını bilmenin huzuru bana yetiyor.
 
“Olgunun halinden anlar mı ham
Sözü kısa kesmek gerektir vesselam”
 
diyor Hz. Pir… Onun sözünün üstüne söz söylemek ne haddimize:
 
Sağlıklı yıllarınız olsun…
 
TAHİR SAKMAN