KONSER NOTLARI (BİR ASSOLİST HER ZAMAN ASSOLİSTTİR)

KONSER NOTLARI (BİR ASSOLİST HER ZAMAN ASSOLİSTTİR)
*Dün akşam Muazzez Ersoy’un konseri vardı. Oldukça şık
ve sade krem bir tuvaletle sahne alan sanatçı formunu koruduğunu da gösterdi.
*Assolist olmanın her sanatçıya nasip olmayacağını da
gösteren Muazzez Ersoy, bana göre son assolistlerimizden bir tanesi. Sayıları
gittikçe azalan bu sanatçıları da aslında bir şekilde koruma altına almamız
gerekiyor.
*Sanatçı, annesinin hayalini gerçekleştirdiğini anlatırken
aslında önemli bir konuya da dikkat çekiyordu: Şimdi gençler “rap” dinliyorlar…
genel olarak ve benim anladığım kadarıyla tek düze bir ritimle ve agresif
sözlerle gençlerin isyanlarını dile getiren enteresan bir tür… Oysa sanat
müziğimiz girişiyle, ara nağmesiyle, meyanıyla başlı başına bir sanat ürünü… Bunu
destekleyen ruhunuza işleyen güfteler de ayrı bir şaheser. Dinlediğiniz zaman
sizi kanatlandıracak türden… Aynı şeyleri türkülerimiz için ve Klasik Batı
Müziği için de söylemek mümkün. Kalbinizin kapılarını aralayan bu tür müzikler
ülkemizde ne yazık ki son dönemlerde üretim açısından sıkıntılı bir süreç
yaşıyorlar. Belki de bu durum, yaşadığımız dünyanın; kaosuna, yoksullaşmasına
ve zenginliklerin adil paylaşılamaması gibi nedenler sonucu olması kuvvetle
muhtemel. Bu tamamen sosyolojik bir olay. Geçmişin 4-5 dakikalık besteleri
yerini 2-3 dakikalık eserlere bırakırken daha ne olduğunu anlamadan bir
bakmışınız şarkı bitivermiş, sözlerse ayrı bir âlem… Tabii bundan muaf olan;
şarkılarını şarkı, müziğini müzik gibi yapan bestecilerimiz hâlâ var ve dünün
duyarlılıklarıyla çalışmalarını yürütüyorlar ki bu da bizim şansımız olmalı…
*Konseri izleyenlerin profiline baktığımız zaman
genellikle orta yaş ve üzeri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Gençlerin de
hatırı sayılır derecede salonu doldurması, müziğimiz açısından sevindirici.
*Şarkıların neredeyse tamamını izleyicilerin de
söylemesi hafızalarımızda yer eden güzelliklerin asla eskimeyeceğinin de bir
göstergesi… Konya’nın önemli sanatçılarından Âşık Salihi’nin bir eserini de istek
üzerine okurken, düşünmeden edemedim; acaba Konya’ya gelince en azından bir
telefon edip Âşık Salihi’nin hatırını sormuş mudur acaba? Konya’da, bizim kuşağın
“milli marşı” diyebileceğimiz “Unutursun diye” isimli şarkıya da tabii ki tüm
salon eşlik ederken duygusal anlar yaşanmasına da vesile oldu.
*Salon doluluk oranı oldukça yüksekti ve izleyenlerin özenli
kıyafetleri, müziğin Konya halkı üzerindeki etkilerini de yansıtır gibiydi.
Hanımlar, beyler “şıkır şıkır” giyinmişlerdi. Yalnızca önümde oturan bir genç
vardı, başını telefondan hiç kaldırmadı ta ki Sayın Ersoy’un “Ankara’nın
bağları”nı okuyana kadar… Sanat müziğimizin önemli şarkıları arasında bunu
okumalı mıydı, çok emin değilim… Merhum sanatçılarımız Müslüm Gürses ile Ferdi
Tayfur’u hatırlamak da kadirşinaslık olarak öne çıkarken zaman akıp gitti…
*Konser yarım saat geç başladı… Bizim gibi zamanın
koştuğu yaşlarda olanlar için bu yarım saat çok önemli bir zaman dilimi… Neden
ilan edilen saatte başlamaz ve geç kalındığı zaman bir açıklama yapılıp özür
dilenmez?
*Yaklaşık bir buçuk saat sahnede kalan sanatçı,
nostalji albümlerinde yer alan pek çok şarkıya yer verdi.
*Bir assolist her zaman assolisttir… Teşekkürler
Muazzez Ersoy; kalplerimizdeki sesleri notalarla yansıttığınız için, Konya sizi
her zaman bekleyecektir…
TAHİR SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.