YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

04 Nisan, 2026

KONSER NOTLARI (BİR ASSOLİST HER ZAMAN ASSOLİSTTİR)


 

KONSER NOTLARI (BİR ASSOLİST HER ZAMAN ASSOLİSTTİR)
 
*Dün akşam Muazzez Ersoy’un konseri vardı. Oldukça şık ve sade krem bir tuvaletle sahne alan sanatçı formunu koruduğunu da gösterdi.
 
*Assolist olmanın her sanatçıya nasip olmayacağını da gösteren Muazzez Ersoy, bana göre son assolistlerimizden bir tanesi. Sayıları gittikçe azalan bu sanatçıları da aslında bir şekilde koruma altına almamız gerekiyor.  
 
*Sanatçı, annesinin hayalini gerçekleştirdiğini anlatırken aslında önemli bir konuya da dikkat çekiyordu: Şimdi gençler “rap” dinliyorlar… genel olarak ve benim anladığım kadarıyla tek düze bir ritimle ve agresif sözlerle gençlerin isyanlarını dile getiren enteresan bir tür… Oysa sanat müziğimiz girişiyle, ara nağmesiyle, meyanıyla başlı başına bir sanat ürünü… Bunu destekleyen ruhunuza işleyen güfteler de ayrı bir şaheser. Dinlediğiniz zaman sizi kanatlandıracak türden… Aynı şeyleri türkülerimiz için ve Klasik Batı Müziği için de söylemek mümkün. Kalbinizin kapılarını aralayan bu tür müzikler ülkemizde ne yazık ki son dönemlerde üretim açısından sıkıntılı bir süreç yaşıyorlar. Belki de bu durum, yaşadığımız dünyanın; kaosuna, yoksullaşmasına ve zenginliklerin adil paylaşılamaması gibi nedenler sonucu olması kuvvetle muhtemel. Bu tamamen sosyolojik bir olay. Geçmişin 4-5 dakikalık besteleri yerini 2-3 dakikalık eserlere bırakırken daha ne olduğunu anlamadan bir bakmışınız şarkı bitivermiş, sözlerse ayrı bir âlem… Tabii bundan muaf olan; şarkılarını şarkı, müziğini müzik gibi yapan bestecilerimiz hâlâ var ve dünün duyarlılıklarıyla çalışmalarını yürütüyorlar ki bu da bizim şansımız olmalı…
 
*Konseri izleyenlerin profiline baktığımız zaman genellikle orta yaş ve üzeri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Gençlerin de hatırı sayılır derecede salonu doldurması, müziğimiz açısından sevindirici.
 
*Şarkıların neredeyse tamamını izleyicilerin de söylemesi hafızalarımızda yer eden güzelliklerin asla eskimeyeceğinin de bir göstergesi… Konya’nın önemli sanatçılarından Âşık Salihi’nin bir eserini de istek üzerine okurken, düşünmeden edemedim; acaba Konya’ya gelince en azından bir telefon edip Âşık Salihi’nin hatırını sormuş mudur acaba? Konya’da, bizim kuşağın “milli marşı” diyebileceğimiz “Unutursun diye” isimli şarkıya da tabii ki tüm salon eşlik ederken duygusal anlar yaşanmasına da vesile oldu.
 
*Salon doluluk oranı oldukça yüksekti ve izleyenlerin özenli kıyafetleri, müziğin Konya halkı üzerindeki etkilerini de yansıtır gibiydi. Hanımlar, beyler “şıkır şıkır” giyinmişlerdi. Yalnızca önümde oturan bir genç vardı, başını telefondan hiç kaldırmadı ta ki Sayın Ersoy’un “Ankara’nın bağları”nı okuyana kadar… Sanat müziğimizin önemli şarkıları arasında bunu okumalı mıydı, çok emin değilim… Merhum sanatçılarımız Müslüm Gürses ile Ferdi Tayfur’u hatırlamak da kadirşinaslık olarak öne çıkarken zaman akıp gitti…
 
*Konser yarım saat geç başladı… Bizim gibi zamanın koştuğu yaşlarda olanlar için bu yarım saat çok önemli bir zaman dilimi… Neden ilan edilen saatte başlamaz ve geç kalındığı zaman bir açıklama yapılıp özür dilenmez?
 
*Yaklaşık bir buçuk saat sahnede kalan sanatçı, nostalji albümlerinde yer alan pek çok şarkıya yer verdi.
 
*Bir assolist her zaman assolisttir… Teşekkürler Muazzez Ersoy; kalplerimizdeki sesleri notalarla yansıttığınız için, Konya sizi her zaman bekleyecektir…  
 
TAHİR SAKMAN  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.