YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

06 Mayıs, 2025

HIDRELLEZ VE BİR TÜRKÜ: SU GELİR TAŞA DEĞER (ELMALI)




HIDRELLEZ VE BİR TÜRKÜ: SU GELİR TAŞA DEĞER (ELMALI)
 
Eskiden hıdrellez mi vardı?...
 
Tabii ki vardı; hem de ne hıdrellezler… Yani Meram, Meram’ken… Meram betona boğulmadan önce, Meram; Meram diye bildiğiniz Meram Köprüsü, Tavus Baba, Aydın Çavuş ve Gümüştepe’den ibaret olmadığı zamanlar…
 
Çok uzakta da değil aslında, çocukluğumdan hatırımda kalanlar, Meram’ı nasıl elbirliğiyle yok ettiğimizin hüznünü hatırlatıyor bana… ve tabii ki bizim yaşımızdakilere…
 
Hani Evliya Çelebi’nin öve öve bitiremediği bağlar, Âşık Şem’i’nin “Var Meram üzre sefası Konya’nın” dediği bahçeler şimdi uzak bir geçmişten kalan buruk bir hatıradan öteye gitmiyor.
 
Ne pekmeziniz kaynıyor ne gazel suyu içiyorsunuz artık… Çaylarınız kurudu, bağlarınız talan oldu ve bir avuç rantiyecinin cebine girerken Meram… Ne çok ağladı biliyor musunuz?
 
“Meram Çayı gibi aktı gözlerim” demiştim bir şiirimde… artık gözlerim de akmıyor Meram Çayı’nın kuruduğu gibi… Elimiz neye değdiyse…
 
Tam iki kere kar yağdığını hatırlıyorum hıdrellez gününde… ama hıdrellez keyfimiz asla ertelenmemişti…
 
Konya hıdrellez gününde bağlara, bahçeler hassaten Meram’a akar. Biraz kuytu köşelerde saz çalanlara, tam takım gelip oturak yapanlara bile rastlayabilirdiniz… Konya türkülerinin coşkunluğu gibi insanımız da öylesine coşardı… Resmi tatil değildi ama işler yavaşlardı, öğleden sonraları kepenklerin indiğine şahit olurdunuz sıkça…
 
Sanki gizli bir anlaşmanın gereği gibi mutlaka bir şekilde kutlanırdı hıdrellez… Ben hıdrellez günlerinde Hızır’ın nişanesi olarak bastığı yerlerin yeşerdiğini bildiğimden insanların arkalarında bıraktığı izlere bakardım, yeşeren var mı diye… Aslında bir tenakuzu da beraberinde getirirdi hıdrellez; dini temalı bir günün eğlenceye dönüşümünü neyle izah edebilirdiniz bilmem… sanki cenneti Meram’da, bağlarda, bahçelerde bulmanın coşkusu daha çok ön plana çıkar gibi…
 
Hanımlar, beyler mutlaka bir köşede toplanıp muhtelif eğlencelerle günü değerlendirirlerdi…
 
“Hatırla…
Bir acı baharda
Hıdrellez günü Meram’da
Bağ puştalarında
Güller uyanmış
Meram yeşile boyanmış
Genç kızlar genç erkekler
Kıpır kıpır yürekler
Umutlar bağlanmış Hızır’a”
 
Demiştim uzun yıllar öncesi “Meram’da Aşk” isimli şiirimde… Meram denildiği zaman sizi bilmem ama benim aklıma aşk gelir, sevda gelir, tıpkı; bir başka şiirimde olduğu gibi:
 
MERAM AŞKINA
 
bir damla suyunda bin hayat vardır
şifadır içilir meram aşkına
yaşam gedavettir ölüme kefen
burada biçilir meram aşkına
 
yüce mevlâna’yı getirip yâda
bülbüller seherde gelir feryada
uzaklarda değil cennet burada
kevserler saçılır meram aşkına
 
hakikati söyler sözün doğrusu
tavus ana sırdır hakk’ın yolcusu
sırat değil dostum meram köprüsü
sevgiyle geçilir meram aşkına
 
ateşbaz veli cana bereket
sadreddin konevî toprağa rahmet
kızlar kayası’nda sen de niyet et
kapılar geçilir meram aşkına
 
bu yeşil toprak hakk’a derviştir
meram çayı sebil hayat vermiştir
hâl sahibi bilir meram ermiştir
perdeler açılır meram aşkına
 
Eğer sevdanız Meram’da yaşanmamışsa… bilin ki eksik kalmıştır…
 
Madem eski günleri yad ettik, o günlerden hatıra kalan “Su gelir taşa değer (Elmalı) “ isimli  türküyü Mazhar Sakman seslendiriyor ve şöyle diyor nakaratında:
 
“Aman aman Konyalı
Seni nerde bulmalı”
 
Ne o Konya kaldı ne o Konyalı… Hepsi yaşanmamış bir düşün ardında gizlenen sis dağları gibi… Bulursanız haber edin!..
 
TAHİR SAKMAN
 
 
 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.