
tanik.net'teki yeni yazım:
HİKÂYELERİYLE KONYA TÜRKÜLERİ KONSERİ
Bu şehr-i Konya çok enteresan bir şehirdir…
Üzerinde bin yılların izi vardır; sürebilirseniz, size öyle sırlar açar
ki şaşırırsınız… Kendinizi evrenin merkezinde bulmanız işten bile değildir…
Muhafazakârız doğrudur; ama bu bağnazız anlamında değildir. Dini
hassasiyetlerimiz her ne kadar yüksekse de hoşgörü bize Hz. Pir’den emanettir.
Öncesi de vardır elbette… Eflatun-u İlahi (Platon) bu şehrin her köşesine bir
iz bırakmıştır. Konya Ovası’nın bir iç deniz olduğu ve bu denizi Eflatun’un bir
tedbirle kuruttuğu söylenir… Kadim bir şehirdir; birçok medeniyet geçmiştir,
ortak özellikleri; hiçbir medeniyet, kendinden önceki medeniyeti dışlamamış
aksine kendi medeniyetini, mirasçısı olduğunu varsayarak onun üzerine
kurmuştur.
Türkülerimiz bile oldukça farklıdır; tezene vuruşundan tutunuz doğuş
hikâyelerine varana kadar… Konya şehir muhiti musiki meclisleri diğer adıyla
Konya oturakları, bir büyük harsın günümüze taşınmasının en önemli
kaynaklarından bir tanesidir.
Seferberlik yıllarında önce damadını asker eder Alim(e) abla veya
halkın taktığı isimle Alim Hoca… Arkasından kocası ve oğlunu da yollar… Yokluk
yıllarıdır, Türk’ün ateşle imtihanı olduğu yıllardır.
Kadınlara cuma günleri evinde vaaz eden, onlara kendi yazdığı şiirleri,
ilahileri okuyan Alim Hoca da tıpkı diğer Konya kadınları gibi, kadim bir
başkentin kadını olarak başı her zaman diktir… Balkan harbinde damadını şehit
vermiş gözyaşlarını içine akıtmıştır.
Konya’nın neredeyse her evine her gün bir şehit, bir gazi haberi
gelmektedir ama o kadınlar, evlatlarının bu günler için olduğunun bilincindedirler.
Eşi ve oğlu Suriye (Filistin) cephesindedir Alim Hoca’nın… Oğlu
Alişan’ın şehit haberi gelir… Bir sabah namazı sonrası pencereyi açar ve
Menteşeli (Muğla, Aydın yöresinin genel ismi) olan komşu kadına hitaben
seslenir de seslenir. Konya semalarından taşan sesini hâlâ duyabilirsiniz:
Menteşeli Menteşeli
Del’oldum derde düşeli
Üç yıl oldu yâr gideli
Kaldım evlerde yalınız
Loras’tan bir bulut ağdı
Sulu sepken karlar yağdı
Yolcularım hanlarda kaldı
Kaldım evlerde yalınız
Derviş olsam giysem hırka
Kimsem yok ki versem arka
Gönderdiler Şam’a Şark’a
Çekilmez derdim yalınız
Asker yolu ikidir iki
Giydikleri potin teki
Benim guzum gelmez mi ki
Kaldım evlerde yalınız
Bu coğrafyanın hüznü, yüreklerimizi her zaman yakmıştır ama boynumuz
bükülmemiştir… Türkülerimiz, gümbür gümbür söylenmeye devam ettikçe de asla
bükülmeyecektir.
13 Haziran Cumartesi günü saat 14.00’de Konya Yazarlar Birliği
salonunda “Hikâyeleriyle Konya Türküleri” konserimiz var. Yüzyılların
imbiğinden geçen türkülerimizi, hikâyeleriyle dinlemek ve Anadolu’nun bu kadim
şehrinin büyülü dünyasına yüreklerinizi açmak isterseniz bekliyoruz. Şehir
dışında olan dostlar, Youtube’da tyb-Konya adresinden de canlı izleyebilirler…
Türkülerimizi otantik haliyle çalıp, çağıran isimsiz kahramanlar: Divan
sazı ve solist Hamdi Özdinasti, divan sazı Kürşat Ertürk, kanun Selman
Seğmenoğlu, ud Süreyya Solak, ud Mevlüt Beyaz, ritim Veli Güçlü...
Ve bendeniz Tahir Sakman; 40 yılı aşkın bir süredir türkülerimizin
peşinde koşan, türkülerimizin aydınlığını yarınlara aktarmaya çalışan bir
Konyalı olarak, Konya oturak repertuvarının günümüze yansımaları olan türkülerimizin
doğuş hikâyeleriyle, türkülerimiz hakkındaki genel bilgileri aktarmaya
çalışacağım...
Bu müstesna konser; dünün ihtişamını günümüze taşımaya aday bir
programdır ve bu kültür hazinesinin bir parçası olmak isterseniz, kalbimiz size
her zaman açık olacaktır…
Bir türkü bazen binlerce öyküdür…
TAHİR SAKMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.