YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

15 Ekim, 2026

YARINA KAÇ VARSA


 

YARINA KAÇ VARSA
 
Burası, benim kendimi kapattığım fildişi kulelerim, cam fanuslarım…
 
Sizin dünyanız buraya asla giremez… Burası; saatlerimle, şiirlerimle, plaklarımla sadece bana ait bir dünya…
 
Bazen eski bir saatin tik taklarını yeniden duymanın hazzını yaşadığım yer… Bazen de eski bir şarkının notaları arasında kaybolduğum yer…
 
Bu oda benim mabedim; kendi kutsalımla baş başa, yalansız, her türlü riyadan uzak sadece ben ve kendim…
 
Kitaplarımla gönül gönüle, gözlerimin izin verdiği ölçüde okuyabilsem de orada olduklarını bilmenin huzuru… onların saf enerjisini kalbimin derinliklerinde duymanın hazzı…
 
Yazılarımı yazdığım, şiirlerimi söylediğim ve en çok da kendime sığındığım sığınağım…
 
Bu oda benim keyfim… Kahyası hiç olmadı, özgür, asi…
 
Ya kasetlerim? Eski dostlarım onlar; gökyüzüne serpilen notaların çığlıkları… Bazen sarsalar da… hayat yeniden sarılamıyor değil mi? Köşeli kurşun kalemle, kasetleri sardığımız gibi hayatlarımızı da yeniden sarabilseydik?
 
Sahi, sarmayı ister miydiniz, şöyle ilk gençliğimize doğru, hangi yıllara gitmek isterdiniz, 80’ler, 90’lar… Milenyumdan sonra bozuldu her şey…


Duvarda babamın 12 tellisi ve tamburu, eski günlerin ihtişamıyla gururlu ve gelecekte olası bir "Sakman"ın tellerine ses vereceğinin özleminde... Babaannem Vesile Hanım'ın, babamın ve benim fotoğraflarım... Kız kardeşim ressam Vesile Güzeloğlu'nun yaptığı resimler... babam yeniden gelip 12 telliye can verecekmiş gibi...
 
İlk pikabımızı annem, benim sünnetimde takılan paralarla almıştı, para yetmemiş babam tamamlamıştı… Tevkifiye Caddesi’nde “Çalışır Ticaret” vardı, dikiş makinesi satardı ağırlıkla… Kâmil Çalışır ağabeyden alıp bir hevesle evdeki radyonun girişine takıp aynı plağı onlarca kez dinlemiştik…
 
Sonra plaklarımız çoğaldı… Yüksel Özkasap, Bedia Akartürk, Neşet Ertaş… Orhan Gencebay çok sonraları…
 
Yine plak dinliyorum… gençlik heyecanlarım beni hiç terk etmiyor; Erkin Koray, Nilüfer, Ajda Pekkan, Müzeyyen Senar, Cem Karaca, Kamuran Akkor, Zeki Müren, Safiye Ayla…
 
Fanuslu saatlerin fanusları arasında zamanın öncesini ve sonrasını dinliyorum…
 
Ben ve kendim, tek başına… “Tek başına” diyor Erkin Koray sonra Vedat abimin kasetleri, cd’leri… “Yalnızlığım” diyor abim sonra Zuhal Olcay “Yaşamak zorunda olduğum beraberliğim…” “ İlla sevdim” diyor bir Vedat Sakman bestesinde Leman Sam…Ama favorim Kaptan’ın sözleriyle “Ayrılık da sevdaya dahil…” Acılar da dahil mi usta?..  
 
Bu dünyayı ben kurdum; hüküm benim ama söz söylemek, plaklarda yaşayan sanatçıların; önlerinde saygıyla eğiliyorum…
 
Fonda Orhan abi “Rüyam hülyam benim dünyam” diyor…
 
Ama en çok da abimin sesi yükseliyor Nazım’ın sözleriyle “Odada ikimiz” diyor; ben ve kendim…
 
Hükümran olan aslında sanatçılarımız, yazarlarımız, şairlerimiz, iyi ki odamı doldurdular ve ben asla yalnız değilim…
 
Fildişi kulelerim, cam fanuslarım ve ben; “Odada ikimiz…” Asla yalnız değilim; ben ve kendim hep baş başa, anıların ışığında yarına kaç varsa artık…
 
TAHİR SAKMAN










 
 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız kişisel haklara ve yasalara uygun olmalıdır, yorumlarınızdan dolayı sorumlu olacağınızı lütfen unutmayınız.