YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

29 Kasım, 2025

MAZHAR SAKMAN TÜRKÜ HAZİNESİ 45 EMİRDAĞI BİRBİRİNE ULALI (2. KAYIT)


MAZHAR SAKMAN TÜRKÜ HAZİNESİ 43 EMİRDAĞI BİRBİRİNE ULALI (2. KAYIT)
 
Konya oturaklarında okunan türkünün bu ikinci kaydında, Mazhar Sakman, ilk kayıtta okumadığı sözleri bu kayıtta okuyor… Türküdeki duygu yoğunluğu ayrıca dikkat çekiyor…


Mazhar Sakman-Emirdağı Birbirine Ulalı
 
TAHİR SAKMAN


27 Kasım, 2025

ŞİİRDEN HAYATLAR


ŞİİRDEN HAYATLAR
 
Ne çok yitirdiğimizin çoğu kez farkına bile varamıyoruz…
 
Belki de günün ekonomik koşulları bizleri bencilce hareket etmeye zorluyor… ama ne olursa olsun yapılan hizmetin, iyiliğin, sevginin mutlaka bir karşılığı oluyor; tıpkı, dayım Mehmet Ali Renkligündoğdu’nun Hocası Mustafa Tanrıkul’a yazdığı bu şiir gibi bir vefa borcu olarak uzun yıllara meydan okurcasına…
 
Mustafa Tanrıkul Hocam, şehrimizin saygın öğretmenleri arasındaki yerini uzun yıllar muhafaza ederek ismini tarihe yazdıran öğretmenlerimizden… 28 Mart 2011 tarihinde 95 yaşında aramızdan ayrılmadan önce şehirde önemli izler bırakan bir eğitimci…
 
Eskiden Konya’da DDY’nin çırak okulu vardı, ilkokuldan sonra orta ve lise ayarındaydı. Benim iki dayım da (Ali ve Mehmet Ali Renkligündoğdu) o okuldan mezundur. M. Ali dayım müziğe çok meraklı ve bir o kadar da yetenekli bir insandı. Küçükken önce yağ tenekesine teller takarak kendince bir saz yapmış sonra uzun ağlamalardan sonra merhum anneannem tarafından kendisine bir cura alınmıştır.
 
M. Ali dayım kendi kendine çalmayı öğrenmiş, kendini geliştirmiş ve şehrin nezih gazinolarında; Torrans’ta, Meram’da, Dedebahçe’de uzun uzun yıllar çalmıştır. Bağlamasıyla ve yanık sesiyle dönemin Konya’sında iz bırakmıştır. Âşık Salihi ve Ahmet Özdemir sahne arkadaşıdır.
 
Dayım, Meram’da şimdi Kafem olan yerde çaldığı dönemlerde, biz o zaman Muhacir Pazarı’nda oturuyorduk, 1960’lı yıllar… Dayım rujlu mendilleri anneme getirirdi yıkanması için… O yıllarda buna çok anlam veremezdim!..
 
Konya’da, müzisyenler arasında adettir; Hacca gidilir, tövbe edilir ve bir daha saz, söz meclislerinden uzak durulur… Dayım da emekli olduktan sonra Hacca gitmiş ve tövbe etmişti, hatta daha da ileri giderek ne kadar ses kaydı varsa yok etmiştir, ne yazık ki…
 
En son bende bir kaseti vardı, onu vermedim, ama şimdi bulamıyorum, bir gün bulursam mutlaka dijital ortama aktarıp yayımlayacağım, müthiş bir sesi ve tezenesi vardı, rahmet olsun…
 
Dayım çıraklık okulunda okuduğu dönemlerde Hocası ve aynı zamanda okul müdürü olan merhum Mustafa Tanrıkul’a bir şiir yazarak duygularını paylaşmış. Hoca’nın emekli olması üzerine 1978 yılında yazıldığını anladığımız bu şiiri, Hoca’nın oğlu, Muzaffer Tanrıkul saklamış. Dayımdan el yazısıyla hatıra kalan şiirden anladığımız kadarıyla Hoca öyle bir seviliyormuş ki “babamız sönük kalır” gibi ifadeler sevginin derecesini anlatıyor.
 
Muzaffer Bey’in anlattığına göre, Hoca da dayımı çok severmiş hatta 1968 yılında merhum Tanrıkul’un kızının Konya Subay Orduevi’nde yapılan düğününde çalıp söylemiş.  
 
Söz elbette uçar ya yazı ya şiir ya sanat; onlar yüzyıllara, binyıllara emanet…
 
Bir şiir bazen… bazen değil her zaman şiirdir ve yaşamın bir kesitini anlatırken aslında anlattığı hayatlardır…
 
Onlar, şiir gibi insanlardı; hayatları da şiirdi zaten…
 
TAHİR SAKMAN






 

26 Kasım, 2025

MAZHAR SAKMAN TÜRKÜ HAZİNESİ 44 AMAN ALLAH GURBET ELDE ALMA CANIMI (UZUN HAVA)


MAZHAR SAKMAN TÜRKÜ HAZİNESİ 44 AMAN ALLAH GURBET ELDE ALMA CANIMI (UZUN HAVA)
 
Konya oturaklarında okunan türkülerin çok büyük bölümü kırık havadır. Yöremizde uzun hava bir elin parmaklarını geçmez.
 
Bu durum Konya oturaklarında okunan türkülerin hareketli yapısının olduğu kadar şehirdeki sosyal hayatın da bir gereği gibidir sanki… Şehir insanlarının ova kültürünün etkisiyle daha rahat bir yaşam sürmesi ve gurbet denilen olgunun çok yaşanmamasını buna sebep olarak göstermek mümkündür.
 
Şehrin asırlardır bozulmayan yapısı, çok yakın tarihimize kadar göç almaması ve daha konforlu bir hayat sürmesi bu durumu yaratmıştır.
 
AMAN ALLAH GURBET ELDE ALMA CANIMI (UZUN HAVA)
 
 Aman Allah gurbet elde alma canımı
 Duyar düşmanlarım şaduman olur
 Yıkıp viran eyleme hanümanımı  
 Ufacık yavrularım perişan olur  
 
 Aman gardaşlarım bu dert de benim ile verdi el ele
 Çok çalıştım konamadım bir dala
 Giydirdim kuşattım verdim tellala  
 Satılmadı geldi dert bana bana
 
Mazhar Sakman, 12 telliyle bu uzun havayı ruhunu katarak okuyor…
 
TAHİR SAKMAN


25 Kasım, 2025

KONYA FİLARMONİ ORKESTRASI (!)


 KONYA FİLARMONİ ORKESTRASI (!)


An itibariyle TRT MÜZİK'te Muhammed Yıldırar'ın hazırladığı Virtüozite programında Denizli Filarmoni Orkestrası'nı izliyorum...


Müzik öğretmenleri kendi çabalarıyla kurmuş Mozart'tan sonra İzmir'in Kavakları'nı izlemek oldukça keyifli...

Asırlara dayanan köklü bir müzik geleneği olan şehrimizde böyle bir orkestra neden yok?

TAHİR SAKMAN 

BİR AVUÇ MAMA BİR DÜNYA MUTLULUKTUR

 



BİR AVUÇ MAMA BİR DÜNYA MUTLULUKTUR
 
Güne Şefikcan Parkı’nda başlıyorum…
 
Sabah erken saatlerde Konya henüz uyanmaya başlarken, egzoz dumanları sarmamışken şehri… Biraz oksijen, bol sağlık ve bir avuç mırıltıyla gelen mutluluk ve yaşam enerjisi…
 
Önce apartmanın bahçesini yurt edinen pati canlar… Süslü; en küçükleri, annesini fazla emememiş olmalı ki mini minnacık öyle sevimli ki anlatamam… sonra baskın olan var adını uyanık koydum… anneleri ise tam bir tekir ve çoktan kahraman ismini hak ediyor; bir başına yavrularını kimseye eyvallah demeden büyütüyor… Önce onları besliyorum, kahraman önce yavrularının yemesini bekliyor… onları beslememe izin verdikleri için teşekkürlerimi sunuyorum pati canlara…




 
O mutluluğu tarif edemem… onların mırıltıları, yok görmelisiniz…
 
Sonra parktaki kediler var… Şımarık var bir tane ki gerçekten şımarık, önüne gelene pati atıyor, bir yüz bulsa tepenize çıkar ona göre… paçanıza sarılır, önünüzü keser size yol vermemek için adeta direnir. Simsiyah… elimden mamayı kaparak alır ve mırıltısı şehre doğru bir mutluluk ezgisi gibi yayılır…
 
Efe var bir de… onu yürüyüşünden tanırsınız; gerçekten efevari bir yürüyüşü vardır sanki bu park benim der gibidir… Kimseye minneti yoktur ama mama verirseniz size teşekkür eden gözlerle bakacaktır.




 
Birkaç kedi daha var ama onlara isim koymadım henüz… Cebimde taşıdığım mamaları birer avuç vermenin mutluluğuyla güne enerjik başlıyorum ve yaşama sevincim zirveye ulaşıyor. Dünya anlık da olsa güzelleşiyor...
 
Sizlere de tavsiye ederim: Bir avuç mama, bir dünya mutluluk demektir…
 
Yaşadığınız sokakta, sokakta yaşamayı seçen hayvanlar insanlardan kaçmıyorsa, o çevrenin yaşanabilir bir yer olduğundan emin olabilirsiniz…
 
TAHİR SAKMAN





24 Kasım, 2025

MÜZİKAL BİR DİRENİŞTİR VEDAT SAKMAN



MÜZİKAL BİR DİRENİŞTİR VEDAT SAKMAN
 
Vedat Sakman hayranları bilirler ki onun imzasını taşıyan şarkıların künyesinde söz veya güfte yazmaz, şiir yazar… Bu ayrıntı aslında bir mesajdır:
 
Şiire verdiği değerdir Sakman’ın…
 
Sevgiden, barıştan ve dostluktan kurduğu dünyasında, şiirin ait olduğu yeri her zaman üstte görerek sanatların anasına gösterdiği bir saygının ifadesidir…
 
Ona “şehir ozanı” unvanı yakıştırılırken şiire verdiği değerden dolayı bunu çoktan hak ediyor.
 
İmzasını attığı yüzlerce şarkıya kaynaklık eden o güzel şiirlerden birkaçı şimdi “birkaç şiir” ismiyle yayımlandı. Şarkıdan önce şiirin olduğunu sanki bize hatırlatır gibi bir kitapla karşımıza çıkarken, usta sanatçı Sakman’ın kitap tanıtımını elbette İstanbullu sanatseverler kaçırmayacaktır.
 
Abim Vedat Sakman, müzik hayatının en başından itibaren daima seviyeyi ve mesajı ön plana çıkarırken, kalitesini de müziğine yansıtmayı başaran sanatçılarımızdan bir tanesidir.
 
İyi ki bu dünyada hassaten ülkemizde onun gibi müzisyenler var… O ilerleyen yaşına rağmen ulu bir çınar misali elinde gitarı şarkısını söylemeye devam ederken, biz Sakman ailesi olarak onunla gurur duymaya devam edeceğiz…
 
Bizimki sanatsal, müzikal bir direniştir; çağın yanlışlarına…
 
TAHİR SAKMAN
 
 

 

BAŞÖĞRETMENİMİZ ATATÜRK’TÜR


 

BAŞÖĞRETMENİMİZ ATATÜRK’TÜR
 
“Canım annem canım babam, beni böylesine güzel yetiştirip vatana, millete güzel insanlar katmama aracı olduğunuz için çok teşekkür ederim. Bana gelen çiçekler size geldi aslında. Bu gurur sizin…”
 
Bu sabah öğretmen kızımdan gelen mesajdı bu… 4 kız babası olarak göğsüm bir kez daha gururla kabardı; onları vatana, millete yüce önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda yetiştirmenin gururuydu bu…
 
Aslında bu gururun asıl sahibi, bize özgür bir vatan emanet eden Atatürk ve silah arkadaşlarınındır. Onlar ki savaş meydanlarında canlarını siper ederek bizim gelecek asırlara Türk damgasını vurmamız için çalışmışlardır. Asıl savaşın cehaletle olduğunun bilincinde olarak, bir dizi devrimler gerçekleştirmişler ve bunlar arasında en önemlilerinden biri olan harf devrimini gerçekleştirerek Türk Ulusunun en büyük savaşlarından birini kazanmasına vesile olmuşlardır.
 
Bizim tek önderimiz vardır; o da Atatürk’tür… Atatürk her konuda öncü olduğu gibi harf devriminde de elinde tebeşirle tahta başına geçmiş, ömrünü adadığı milletine yeni alfabemizi bizzat öğretmiştir ki bu ona başöğretmen sıfatını kazandırmıştır.
 
Önderimiz Atatürk’e "Millet Mektepleri Başöğretmenliği" unvanını, Dönemin Bakanlar Kurulu,  11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu unvan, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayınlanması ile resmileşmiştir.
 
Atatürk, bizim ebedi başöğretmenimizdir… Başta Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimize minnet borcumuz vardır.
 
Bu vesileyle başta Gazi Kemal Atatürk olmak üzere öğretmen kızımın şahsında tüm öğretmenlerimizin ellerinden öperim…
 
TAHİR SAKMAN
 
 
 

23 Kasım, 2025

MAZHAR SAKMAN TÜRKÜ HAZİNESİ 43 EMİRDAĞI BİRBİRİNE ULALI



MAZHAR SAKMAN TÜRKÜ HAZİNESİ 43 EMİRDAĞI BİRBİRİNE ULALI

Konya oturaklarında çalıp söylenen bu duygu dolu türküyü Mazhar Sakman 12 telliyle çalıp söylerken kendisine Udi Cenap Kendi ile Kanuni Kazım Büyükşalvarcı eşlik ediyor.

TAHİR SAKMAN

21 Kasım, 2025

SON İSYAN


SON İSYAN
 
Bir süredir sağlık nedeniyle yazmıyorum… belki de bu bir bahaneydi; “hayatı yazarak yaşamak yerine sadece yaşamanın derin hazzını duymak için…” Olabilir mi?
 
Herkes bir şekilde yaşıyor… Peki, kanıtınız nedir?
 
Malınız mülkünüz mü, paranız pulunuz mu? Hepsinin geçici olduğunu hep söylememize rağmen sağlığımızı riske ederek; tüm yaşantımızı bunlar üzerine kuran bizler değil miyiz? Ölüp gittikten sonra malın mülkün, paranın pulun bir önemi kalacak mı?
 
Hepimizin elbette bir sonu var… belki de ömrünü yazmak üzerine kurmuş bizler gibi “enteresan insanların…” yaşamak varken yaşamayı bile bazen ıskalayarak yazmanın mantığı…
 
Merhum Seyit abi… bendenizi en iyi çözen tahlil eden insanların en başında gelirdi. Bir yazısında “şiiri yaşayan adam” demişti benim için… ama ne güzeldir şiiri yaşamak… ama hayatın şiirini ruhunda hissederek, duyarak…
 
Yaşadığınız sürece hayattasınızdır, ya öldükten sonra? Ne kadar hayatta kalabilirsiniz ki? Ömrünüz neyle sınırlı? Mihenk taşı nedir bu konuda? Solgun bir fotoğraf mı, ailenizin veya dostlarınızın ömrü mü sınırınız? Yazdıklarınız mı, sonuçta kağıdın da bir ömrü var!
 
/durduk divana
uymadık imama
manitu belasını versin mevtanın/
 
demiştim fi tarihinde söylediğim bir şiirde… öldüğünüz gün… kurtulduğunuz gün müdür yoksa sizden kurtulmanın şanlı günü müdür?
 
Merak ediyorum desem de hiç umurumda bile değil… Narsist düşüncelere kapılmanın da bir mantığı yok; dünyanın merkezi elbette ben değilim ama kendi kendimin merkezi olmanın da derin bir hazzı var…
 
Kendimin merkezindeyim… dünyanın, yaşamın merkeziyim…
 
Ne demişti Epikuros usta: “Ben varsam ölüm yoktur, ben yoksam, ölüm zaten yoktur…”
 
Haydi o zaman iyi pazarlar(!)…
 
TAHİR SAKMAN
 
 

 

 


 

10 Kasım, 2025

BAŞIMIZ EĞİLMEMİŞTİR



BAŞIMIZ EĞİLMEMİŞTİR
 
/10 kasım bir gün
10 kasım binlerce hüzün
başka da başımız eğilmemiştir/
 
Çünkü bizim Ata’mız yedi düvelin önünde eğilmemiş bilakis onlara diz çöktürmüştür…
 
Bir Anıt Kabir’de eğilir başımız bir de 10 Kasımlarda… Çünkü bizim önderimiz Atatürk’tür, ondan öğrenmişizdir; özgür ve başı dik yaşamayı…
 
Yine de eğilmiş sayılmaz başımız; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eserleri başımızı hep yükseklere kaldırdı, devrimleri ışığımızdı; geleceğimizi aydınlattı… Bize ne gam ki Atatürk gibi bir önderimiz var; başımız yine de eğilmiş sayılmaz; kalbimizde Cumhuriyet, ilke ve inkılapları oldukça başımız hep diktir, dik duracaktır!
 
Konya… tek damla yağmur yoktu ama yüreklerimize akan yaşlarla hepimiz ıpıslaktık… Yüce önderimizin manevi huzurunda hepimiz ıslandık… Öyle bir rahmetti ki bu; medeniyete doğru akan, ezelden ebede doğru koşan bir ülkünün, geleceğe binlerce uzanan, bayrağımızı dik tutan, Türk olmanın onurunu üzerinde taşıyan gönüllerden taştı…
 
Türk’üz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz…
 
Ne mutlu Türk’üm diyene…
 
TAHİR SAKMAN









 

07 Kasım, 2025

YAZMAK YAŞAMAKTIR



YAZMAK YAŞAMAKTIR
 
Uzunca bir zaman diliminde; (10 günü geçti, tüm yaşantım boyunca basında, son 8 yılın neredeyse her gününde sosyal medyada, blog sayfamda; kültür, sanat ve edebiyat kulvarında yazmış benim gibi biri için bu elbette çok uzun bir zaman dilimidir) yazılarıma ara vermek zorunda kaldım…
 
Çok şükür yakamı bırakmayan vertigo sonra gribal enfeksiyon, boğaz ağrıları, ateş, sonra yine vertigo… Nasıl bir döngünün içine girdiysem; sonra bu sefer göz rahatsızlıkları… Çok şükür…
 
Sevgili vertigo, sevgili bedenim, öğrenmem gereken nedir? Sevgili gözlerim, görmemi istediğiniz şey nedir?
 
Hemen şimdi öğrenmeyi, görmeyi seçiyorum… sanırım dijital mecralardan biraz uzaklaşmam gerektiğini daha düz bir hayat yaşamamı istiyor ama…
 
Hayat, düz bir çizgi değil ki… fırtınaların içinde savrulan saman çöpü değilim; fırtınanın kendisiyim! Heyecanlarım nasıl diner? Ben asıl o zaman ölmez miyim?
 
Bu arada 46 yıldır bana katlanan sevgili eşimin nükseden bel ağrıları sonrası geçirdiği ameliyat…
 
Önümüzdeki günlerde de bir operasyon geçireceğim o zamana kadar yaşantımdaki eksik veya fazlalık ne varsa…
 
Hayattayım sevgili dostlar merak etmeyin ama benim gibi insanlar için yazmamanın da ölümün bir diğer adı olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Yazacak o kadar çok şey var ki…
 
Kanma bülbülüne kanma gülüne
Bu dünya fanidir biter sessizce
Eser bırakmazsa âlemde insan
Toprağın altında yiter sessizce
 
Demiştim; sanırım milattan önceydi… bunca zaman şehir toprağına birkaç iz bıraktığımı düşünüyorum…
 
En kısa zamanda yine görüşmek üzere sevgi ve barış sizlerle olsun…
 
TAHİR SAKMAN