YAŞAM SEVGİYLE BAŞLAR

02 Mart, 2026

ÇEŞME/YÜREĞİMİ DEŞME


 

ÇEŞME/YÜREĞİMİ DEŞME


Ne zaman akmayan bir çeşme görsem…


Bir ateş düşer, yanarım… Ağlayabilsem, ağlayamam; tıkanırım, yorgun düşüncelerin orta yerinde düşlere sığınırım, eski bir medeniyetin yalnızlığına düşer uykularım; uyuyamam…





Siz çeşme olmadınız, bilemezsiniz, gürül gürül yeşile akmayı; pas tutmuş gönüllere cila çekmeyi… Nereden bileceksiniz ki “su gibi aziz ol” duasının sihrine yüklenen kelimelerin ardında sırlanan yüreklerin serinliğini?..





Çukur Mahalle… hani bir Konya türküsünde geçen; “Çukur Mahalle’de bizim evimiz/Durakfakı oldu meskenimiz” diyor ya işte o Çukur Mahalle… Eski Garaj’ın, yeni Karatay Terminali’nin arka taraflarında şehrin eski mahallelerinden… Yarı yıkılmış evlerden dünün ihtişamlı günlerine hasret yükselen feryatlar…





Hangisini yazayım ki?


Öğrenmeyi, öğrenemedik bir türlü… Yıkımın ortasında yiten hatıralar sonra yeni bir “ben” oluşturamamanın yitikliği…


Hangisinden alırdınız?





Koskoca ovaya sığamamanın şımarıklığı veyahut rantın vahşi yıkımı! Gelsin betonlar, çığlıkların eşliğinde şişen cüzdanlar!..


Burç Sokak’ın köşesinde… İsmiyle bütünleşmiş (!) sokağın köşesinde, yıkılırken unutulmuş belki de şaşılacak derecede anılara saygının nişanesi olarak, mahzun…


Burçlarımız bir bir düşüyor farkında mısınız?





Üzerinde bir tarih, rumi 1318 yapım tarihi olmalı sonra altında bir tarih daha bu sefer miladi 1937 bu da onarım tarihi olmalı… Üçüncü tarihi hanginiz atacak; 2026 yıkım tarihi mi olacak yoksa hayat sunan serinliklerin mi? Artık akmıyor, akamıyor, suya hasret…


Mimari bir özelliği var mı bilmiyorum, onu sanat tarihçileri düşünsün…


Bize kalan; “su” diye yanmaktır artık…


TAHİR SAKMAN